Kayabaşın’ın yerine Kelkit devlet hastanesinde görev yapan biyokimya KELKİT TE KARLA MÜCADELE HAFTA SONU TATİLİ OLMASINA RAGMEN ÇALIŞMALARINA DEVAM ETTİ
Kelkit Özel İdare’ye bağlı karla mücadele ekibleri yoğun ve aralıksız bir şekilde; kapanan köy yollarını vakit gecirmeksizin açmaya devam etmektedir. Çalışmaları aralıksız, gece-gündüz demeden haftasonu da devam ettiren karla mücadele ekibleri aralıksız yağan kara rağmen özellikle grup köy yollarını sürekli açık tuttuklarını , kapanan yolların en kısa zamanda açılması konusunda büyük bir hassasiyet gösterdiklerini belirttiler. KELKİT E.D
KELKİT’ TEN BİNGÖL’E SELAM
GÜMÜŞHANE KELKİT HÜRRİYET SPOR PUAN ALMAYA DEVAM EDİYOR Kelkit Hürriyetspor Bal Liginin 16. haftasında deplasmanda oynadığı Bingöl İl Özel İdarespor maçını 4-3 kazandı.İlk yarıda İsa ve Bahadır'ın golleriyle 2-0 öne geçen takımımız, Bingöl İl Özel İdarespor'un ataklarını kaleci İbrahim ve savunmanın müthiş oyunuyla savuşturan Kelkit Hürriyetspor ilk yarıyı 2-0 önde kapattı. İkinci yarıya da iyi başlayan ve dk 57 yi gösterirken Şenol'un ayağından bir gol daha bulan takımımız 3-0 öne geçti. Skorun verdiği rahatlıkla oyunu rolantiye alan Kelkit hürriyet spor 15 dakikada biri penaltıdan olmak üzere kalesinde 3 gol görünce maç 3-3 oldu. Ümitlerin tükendiği bir anda 90. dakikada Ömer'in ...
KELKİT SAGLIK GRUP BAŞKANLIGINDA GÖREV DEGİŞİMİ YAPILDI KELKİT SAGLIK GRUP BAŞKANLIGINDA GÖREV DEGİŞİMİ YAPILDI
KELKİT SAGLIK GRUP BAŞKANLIGINDA GÖREV DEGİŞİMİ YAPILDI KELKİT SAGLIK GRUP BAŞKANLIGINDA GÖREV DEGİŞİMİ YAPILDI Gümüşhane Kelkit ilçesi sağlık grup başkanlığında görev değişimi yapıldı Kelkit sağlık grup başkanlığı görevinden ayrılıp aile hekimliğine geçen dr Ayşenur Kayabaşın’ın yerine Kelkit devlet hastanesinde görev yapan biyokimya uzm dr Elif Emre Dogruk sağlık grup başkanlığı görevine başladı Gümüşhane Kelkit sağlık grup başkanı biyokimya uzm Elif Emre Dogruk grup başkanı oldu. KELKİT E.D
Kelkit Hürriyet Spor 2- 0 Yenildi
Kelkit Hürriyet Spor 2- 0 Yenildi Gümüşhane Kelkit hürriyet spor Artvin Arhavi sporu evinde 2-0 yendi maçı Elazıg bölgesi ve Malatya bölgesinden gelen hakemler yönetti. Kelkit hürriyet sporun ilk golünü 10 numara formasıyla Bahadır 2.golü 85. dakikada Cüneyt kaydetti maçta başka gol olmayınca Kelkit Hürriyet spor kendi evinde maçı 2-0 kazandı. KELKİT E.D
Gümüşhane Kelkit ilçesinde Pazar yerinde sobalar kuruldu
Gümüşhane Kelkit ilçesinde Pazar yerinde sobalar kuruldu Gümüşhane Kelkit ilçesinde dondurucu soğuklarda ısınmaları için Pazar esnafı tezgahlarının önlerine sobalar kurarak hem kendilerini hemde müşterilerini ısıtmak için bol bol kömür ve odun yakarak soğukta satışlarını akşam saatlerine kadar devam ettiler. KELKİT E.D
Gümüşhane Kelkit ilçesinde aç kalan kedileri vatandaş doyurdu.
Gümüşhane Kelkit ilçesinde aç kalan kedileri vatandaş doyurdu. Gümüşhane Kelkit ilçesinde 1 binanın köşesinde aç ve vücut dirençlerini tamamıyla kaybettiğini anlayan Mehmet Kara isimli duyarlı vatandaş kasaptan parasıyla aldığı bir miktar etle kedilerin karnını doyurduğu öğrenildi. Neden böyle bir şey yapıyorsunuz diye sorulduğunda Mehmet Kara bundan mutlu bir şey olurmu başka bir şey söylemeye gerek yok en mutlu günüm bugün dedi. KELKİT E.D
Kelkit’te Greyder Operatörlüğü Kursu Devam Ediyor
Kelkit'te Greyder Operatörlüğü Kursu Devam Ediyor Kelkit Kaymakamlığı ile İl Özel İdaresi işbirliğinde gerçekleştirilen kursa 20 kişi katılıyor. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde gerçekleştirilen ve 12 gün sürecek kursta katılımcılara 72 saat hem teorik hem de pratik bilgiler aktarılıyor. Kursu başarıyla tamamlayan kursiyerlere operatörlük belgesi verilecek. - Gümüşhane (Anadolu Ajansı)
Gümüşhane’de Köy Yolları Açıldı
Gümüşhane'de Köy Yolları Açıldı Gümüşhane İl Özel İdaresi Genel Sekreteri İsmail Yalçın, il genelinde pazartesi gününden itibaren 3 gün etkili olan kar yağışı sonrası ulaşıma kapanan 241 köy yolunun tamamının ulaşıma açıldığını söyledi. Gümüşhane İl Özel İdaresi Genel Sekreteri İsmail Yalçın, il genelinde pazartesi gününden itibaren 3 gün etkili olan kar yağışı sonrası ulaşıma kapanan 241 köy yolunun tamamının ulaşıma açıldığını söyledi. Yalçın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, perşembe gününden itibaren kar yağışının durmasıyla birlikte Gümüşhane merkez ilçe başta olmak üzere Kelkit, Şiran, Köse, Kürtün ve Torul ilçelerinde İl Özel İdare ekiplerince çalışma başlatıldığını belirtti. Hafta sonu tatili olmasına rağmen ekiplerin çalışmalarını bugün de sürdürerek ...
Kelkit’te Dolandırıcılık İddiası
Kelkit'te Dolandırıcılık İddiası Kelkit ilçesinde bir kişi, internet üzerinden 4 kredi kartı ile alışveriş yaptığını, hesap dökümünde yaptığı harcamalardan daha fazla tutar oluştuğu iddiasıyla, polise başvurdu. Kelkit ilçesinde bir kişi, internet üzerinden 4 kredi kartı ile alışveriş yaptığını, hesap dökümünde yaptığı harcamalardan daha fazla tutar oluştuğu iddiasıyla, polise başvurdu. Alınan bilgiye göre, S.D, polise yaptığı müracaatta, internet aracılığıyla 4 ayrı kredi kartı ile alışveriş yaptığını ve daha sonra kredi kartı tutarlarının yaptığı harcamalardan daha fazla geldiğini belirterek, bunun üzerine yaptığı incelemede kredi kartlarından farklı iş yerlerinden 25 bin 357 liralık alışveriş yapıldığını kaydetti. Polis, S.D'nin başvurusu üzerine zanlıları yakalamak için çalışma başlattı. - Gümüşhane (Anadolu Ajansı) ...
Trabzon, Tirebolu, Gümüşhane ve Erzincan Demiryolu Projesi
Trabzon, Tirebolu, Gümüşhane ve Erzincan Demiryolu Projesi Karadeniz Teknik Üniversitesi (Ktü) Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Ulaştırma Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Fazıl Çelik, Trabzon, Tirebolu, Gümüşhane ve Erzincan Demiryolu Projesi'nin "son derece yanlış olduğu" iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a mektup gönderdi.Prof.Dr.Çelik, Trabzon Gazeteciler Cemiyetinde düzenlediği basın toplantısında, Trabzon, Tirebolu, Gümüşhane ve Erzincan Demiryolu Projesi ile ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a mektup gönderdiğini ifade etti. Karadeniz Teknik Üniversitesi (Ktü) Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Ulaştırma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fazıl Çelik, Trabzon, Tirebolu, Gümüşhane ve Erzincan Demiryolu Projesi'nin "son derece yanlış olduğu" iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a mektup gönderdi. Prof. Dr. Çelik, Trabzon Gazeteciler ...
HaberBulak
Kelkit Özel İdare’ye bağlı karla mücadele ekibleri yoğun ve aralıksız bir şekilde; kapanan köy yollarını vakit gecirmeksizin açmaya devam etmektedir. Çalışmaları aralıksız, gece-gündüz demeden haftasonu da devam ettiren karla mücadele ekibleri aralıksız yağan kara rağmen özellikle grup köy yollarını sürekli açık tuttuklarını , kapanan yolların en kısa zamanda açılması konusunda büyük bir hassasiyet gösterdiklerini belirttiler.
KELKİT E.D
- KELKİT’ TEN BİNGÖL’E SELAM
- KELKİT SAGLIK GRUP BAŞKANLIGINDA GÖREV DEGİŞİMİ YAPILDI KELKİT SAGLIK GRUP BAŞKANLIGINDA GÖREV DEGİŞİMİ YAPILDI
- GÜMÜŞHANE HEYETİ MİLLETVEKİLİ FERAMUZ ÜSTÜN’ÜN ORGANİZASYONU İLE 13 ŞUBAT 14.30 DA KÖŞKE ÇIKTI
- AKP Millet Vekili Feramüz ÜSTÜN’den Gümüşhane İli ve ilçelerin Düşman İşgalinden Kurtuluş Mesajı
- Gümüşhane’de Kar Yağışı
- LigTV’nin Canlı Yayın Otobüsü Buzda Kayıp Kaza Yaptı
- Kelkit’in Kurtuluşu Coşkuyla Kutlandı
- Gümüşhane’de kar yağışı nedeniyle 240 köy yolu ulaşıma kapandı.
- KELKİT TE EGLENCE PROGRAMI DÜZENLENDİ
- Kelkit Devlet Hastanesinne 4D(4 boyutlu) Ultrasonografi cihazı alındı.
Koyden Haberler
Kelkit İlçe Meydanı’nda toplanan çeşitli sivil toplum kuruluşlarına mensup çok sayıda kişi, İsrail’in yardım gemilerine yaptığı saldırıyı protesto etti. Ellerinde Filistin ve Türk bayrakları bulunan grup Tekbirler Getirip slogan attı..
İsrail’in yardım gemilerine saldırması, bütünyurtta olduğu gibi Kelkit’tede de çeşitli gösterilerle protesto edildi. Sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla yapılan tepki gösterisi,İsrail aleyhine sloganlarla devam etti. Erzincan’dan yardım konvoyuna katılan Alaattin Önal isimli 1 kişide yapılan gösteriye katıldı.
Kelkit Belediye başkanı Muammer Duran Konuşmasında “ İsrail’in insanlık suçu işmeye devam ettiğini belirtti. Gönüllülerin oluşturduğu yardım gemilerinin, üç yıldır ambargo altında yaşayan yaralı Gazze’ye denizden bir yardım koridoru açmaya çalıştığını söyleyen Duran, “Gemilerle yola çıkan vicdan sahibi yüzlerce insan, Gazze’ye insani yardım malzemesi ulaştıracaktı. Yıllardır hukuksuz davranışlarına devam eden İsrail, yine uluslararası hukuka aykırı olarak deniz sahasını 12′den 68 mile çıkararak, gemilere engelleme planının ilk aşamasını gerçekleştirmiştir. 14 savaş gemisiyle insani yardım gemilerini ablukaya almıştır. Sadece insani yardım amacıyla hareket eden ve tamamen gönüllülerden oluşan bu girişime İsrail’in gösterdiği vahşice tutuma karşı duruyor, tüm vicdan ve merhamet sahiplerini duyarlı olmaya ve tepkileri ortaya koymaya davet ediyoruz. Gazamız mübarek olsun.” şeklinde konuştu
İsrail’i protesto eden kadınlı erkekli grup sık sık, “Katil İsrail, hesap verecek”, “Hamas’a selam, direşine devam” sloganları attı. Gösterinin sonunda İsrail’in saldırısında hayatını kaybedenler ve yaralananlar için hep birlikte dua edildi. Basın açıklamasının ardından grup, olaysız şekilde dağıldı.
Manilerimiz
Mendilimin Al Yanı
Mendilimin al yanı
Söyle canımın canı
Yüze gülen çok olur
Kalpten seveni tanı
Sarı çitin düğümü
Unuttum bildiğimi
Ölürüm öldürürüm
Alırım sevdiğimi
Karşıdan atlı geçti
Nalını parlattı geçti
Ellere selam verdi
Beni ağlattı geçti
Kahve piştiği yerde
Pişip taştığı yerde
Güzel çirkin aranmaz
Gönül düştüğü yerde
Dağları aşam dedim
Aşam ulaşam dedim
Bir vefasız yar için
Aleme paşam dedim
Karşıdan gelenlere
Gaz koydum fenerlere
Anam beni verecek
Askerden gelenlere
Bahçeye gel göreyim
El uzat gül vereyim
Aramız uzak oldu
Seni nerde göreyim
Karanfilsin, tarçınsın
Niye böyle hırçınsın
Ne büyüksün, ne küçük
İşte benim harcımsın
Al alma dört olaydı
Yiyene dert olaydı
Bu almanın sahibi
Sözüne mert olaydı
Karşıda koyun kuzu
Kıvrık kıvrım boynuzu
Malına tamah etme
Ver sevdiğine kızı
Fırın üstünde kürek
İşanet ettin yürek
Her derde dayandın
Buna da dayan yürek
Dağlar dağladı beni
Gören ağladı beni
Feleğin bir kuşu var
İpsiz bağladı beni
Al almayı dişledim
Sapını gümüşledim
Herkes geldi vermedim
Yar geldi bağışladım
Karanfil olacaksın
Sararıp solacaksın
Ben müftüye danıştım
Sen benim olacaksın
Portakal dilim dilim
Gel otur gonca gülüm
Ne dedim niye küstün
Lal olsun ağzım dilim
Kelkit Koyleri
Kelkit Köyleri Ve Tarihçesi
1. AGIL KÖYÜ
60 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 25 km’dir. Kelkit’in güneyinde Kelkit-Erzincan karayolu üzerindedir. Köyde küçükbas hayvancilik yaygin oldugundan Agil ismini aldigi söylenmektedir. Dogusunda Balkaya köyü,güneyinde Örenbel köyü,batisinda Kelkit yaylasi ve kuzeyinde de Deliler köyü bulunmaktadir. Önemli geçim kaynagi olarak hayvancilik yapilmaktadir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1730 metredir. Yüzölçümü 22.5 km²dir.
2. AGLIK KÖYÜ
Kelkit’in en küçük köylerinden birisidir. Köyün kuzeyinde Eskiyol, Karacaören ve Günbatur köyleri, güneyinde Yarbasi köyü,dogusunda Güllüce ve Kozoglu köyleri, batisindaysa Güzyurdu Köyü bulunur.Köyün hayvancilik faaliyetlerinin yogunlugu açisindan bu ismi aldigi rivayet edilmektedir.Köyün deniz seviyesinden yüksekligi 1975 metredir.Köyün yüz ölçümü ise 5.6 km² dir.Köyün 30 civarinda bir nüfusu vardir.
3. AKDAG KÖYÜ
Kelkit’in en güzel köylerinden birisidir.Modern görüntüsü ve lüks villalariyla dikkati çeker. Ayni zamanda Akdag Köyü çok sayida göç vermis bir köyümüzdür. Yurt disinda yasan Akdaglilar köylerini unutmamis ve her sene gelerek Akdag Köyünün güzellestirilmesi için lüks villalar yapmislardir. Köy ismini köyün yaninda bulunan Akdag’dan almistir. Köy bu daga yasli bir tepenin eteklerinde kurulmustur. Akdag köyünün deniz seviyesinden yüksekligi 1850 metredir. Akdag köyünün yüzölçümüyse 15.5 km² dir. Köyde 150 civarinda kisi yasamasina karsilik özellikle köyün yaz aylarindaki nüfusu artmaktadir.
4. AKSÖGÜT KÖYÜ
137 haneli, Kelkit’in en yakin köylerinden biridir. Ilçe merkezine uzakligi 2,5 km’dir. Kulüp adina tescilli bulunan Aksögüt Demirspor Kulübü amatör futbol liginde mücadele etmektedir. Camii minaresi,kilise kalintilari ve hamam kalintilari tarihi eser olarak dikkat çekicidir. Eski ismi Germülü’dür. Aksögüt ismini, köyün hemen yanindaki sögüt agaçlariyla ünlü bükten almaktadir. Köy,deniz seviyesinden 1380 metre yükseklikte olup,7.8 km² dir.
5. ALACAT KÖYÜ
Kalabalik bir Türkmen asiretinden gelmektedir.60 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 13 km’dir. Rivayete göre,uzun yillar önce köyde bulunan su kaynagina sahibi belli olmayan bir at gelmis ve bu at alacali(siyah-beyaz)bir yavru yapmis ve buna istinaden (Alaca at) Alacat ismini almistir. Kelkit’in dogusunda bir köyümüzdür. Köy alani düzlük, etrafi daglarla çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1620 metredir. Yüzölçümüyse,11.1 km²dir.
6. ASAGIÖZLÜCE KÖYÜ
Kelkit’in Erzincan yolu üzerinde bir köyüdür.Deniz seviyesinden yüksekligi 1600 metre olup köyün yüzölçümü 16.6 km² dir.Köyün kuzeyinde Mahmatli köyü,güneyinde Yukari Özlüce Köyü,batisinda Agalik Yaylasi ve dogusunda ise Dogankavak köyü bulunmaktadir. Düzlük bir alan üzerinde kurulmustur. Eski adi Asagi Sipanazat’tir.Lezzetli tandir ekmegi ve küçükbas hayvancilik (hindi, kaz, tavuk) köyün dikkat çeken taraflaridir.
7. ASUT KÖYÜ
50 hanelik bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 6 km’dir. Kelkit’in güneyinde yer alir. Son yillarda alabalik tesisleri ve üretimiyle dikkat çeken bir köyümüzdür. Bitki örtüsü zengin olup,genis tarim alanlari vardir.”Asut’tur köylerin hasi,yag ile bal ile doldurur tasi”tekerlemesi çok yaygin olarak söylenir. Göç veren bir köyümüzdür. Deniz seviyesinden yüksekligi 1600 metredir. Yüzölçümü 13.3 km²dir.
8. AYDOGDU KÖYÜ
Modern ve düzenli yapilasmasiyla dikkat çeken bir köyümüzdür.Göç vermis bir köyümüz olmasi hasebiyle bahar ve yaz aylarindaki nüfusu oldukça fazladir. Köyün kuzeyinde Ögütlü köyü ve güneyinde Kömür köyü bulunmaktadir. Köy deniz seviyesinden 1870 metre yüksekligindedir. Köyün 50 civarinda bir nüfusu vardir.Köyün yüzölçümüyse 17.8 km² dir.
9. AZIZ KÖYÜ
85 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 14 km’dir. Hayvanciligin yaygin olarak gelistigi bir köyümüzdür. Kelkit’in güney-dogusunda yer alir. Mantara Çayiri,Kurnalar,Karapinar ve Armutlu mevkileri köyün mesire alanlari olarak sayilabilir. Aziz isminde bir evliya sahsin kurdugu rivayet edilmektedir. Yine rivayete göre bu sahsin mezari köyün dogusundaki Aziz dagi üzerindedir. Deniz seviyesinden 1510 metre yüksekligi vardir. Kanuni Sultan Süleyman Gümüshane’yi fethinden sonra köye Müslüman Türkler yerlesmistir. Yüzölçümü 9.8 km²dir.
10.BABAKONAGI KÖYÜ
190 haneli bir köyümüzdür. Kelkit’in güneyinde yer almaktadir. Ilçe merkezine uzakligi 8 km’dir. Özellikle bostan mahsulleriyle(salatalik,lahana vs) taninmis bir köyümüzdür. Son yillarda köyde alabalikçilik da gelistirilmis ve çesitli alabalik üretme çiftlikleri açilmistir. Bir camii,5 bakkali bulunmaktadir. Köyün eski adi Tilisbik’tir. Güneyinde Yeniköy, kuzeyinde Eskikadi, batisinda Çambasi, dogusunda Yesilova köyleri vardir. Hizla göç veren bir köyümüzdür. Merhum Alb.Salih Çobanoglu, bu köyümüzün yetistirdigi degerlerdendir. Amatör kümede mücadele eden Babakonagi Spor Kulübü adinda bir de tescilli spor kulübü bulunmaktadir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1500 metredir. Yüzölçümü 24.3 km²dir.
11.BALIKLI KÖYÜ
35 haneli bir köyümüzdür. Eski adi Iskilor’dur. Ilçe merkezine uzakligi 32 km’dir. Dogusunda Örenbel, batisinda Çimenli, kuzeyinde Yeniköy, güneyinde Ögütlü bulunmaktadir. Hayvancilik ve çiftçilik önemli bir istigal alanidir. Civarda mashur Tasliyayla suyu olarak anilan su bu köyde çikmaktadir. Balahor deresi boyu mesire alani olarak kullanilmaktadir. Topuzlubaba Tepesi, Inindere Magarasi, Hüseyin Aga Yaylasi,Kiranlarin Havasi, Yaglibaba Ziyareti, Nalbant konaklama yeri köyün önemli tarihi ve tabi güzelliklerinin adlaridir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1750 metredir.11.1 km²dir.
12.BALKAYA KÖYÜ
60 haneli bir köyümüzdür. Kelkit-Erzincan karayolu üzerinde,ilçe merkezine uzakligi 22 km’dir. Köyün eski adi Sarpu’dur. Köy yeni ismini Balkayasi denilen bir mevkiden almistir. Köyün 350 yil önce kuruldugu tahmin edilmektedir. Çesitli yerlerden gelen (Haymana,Sebinkarahisar,Alucra) ailelerin yerlesip düzen kurduklari bir köyümüzdür. Köyün civarindaki yilanlarin bir takim hastaliklarin tedavisinde kullanildigi bilinmektedir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1660 metredir. Yüzölçümü 14.6 km²dir.
13.BASPINAR KÖYÜ
121 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 17 km’dir. Ilçenin batisinda,Siran yolu güzergahinda kurulmustur. Köy adina kurulmus Baspinar Köyü Kalkindirma ve Güzellestirme Dernegi faaliyet göstermektedir. Minarecilik(tas islemeciligi) ve kilimcilik gelismistir. Hayvancilik önemli bir gelir kaynagidir. Kelkit Çayi kenarlari ve Ernek yaylasi köyün mesire alanlari olarak sayilabilir. Eski adi Frengi’dir. Bu kelime de üç tepenin arasina kuruldugu için kilit anlamina gelen “frenk” kelimesinden gelmistir. Baspinar ismi, su kaynagindan esinlenerek Baspinar ismini almistir. Köy tahminen 150-200 yillik bir tarihe sahiptir. Köy ahalisinin bir kisminin Diyarbakir,bir kisminin Torul ve bir kisminin da komsu köylerden geldigi ve burada yerlesik düzene geçtigi söylenmektedir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1400 metredir. Yüzölçümü 11.5 km²dir.
14.BELENLI KÖYÜ
23 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 25 km’dir. Eski ismi Barduz’dur. Kelkit’in güneyinde olup dört bir tarafi yüksek olmayan daglarla çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1760 metredir. Yüzölçümü 17.3 km²dir.
15.BESDEGIRMEN KÖYÜ
70 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 7 km’dir.1 camii,2 bakkali,1 kahvehanesi mevcuttur. Köyün eski adi Sidirge’dir. Yeni ismi olan Besdegirmen’i degirmen sayisinin fazla olusundan almistir. Bir dag yamacina kurulmus,ortasindan geçen dereyle tabii güzelligi olan bir köyümüzdür. Köy ayrica son yillarda göç veren bir köy olmasi hasebiyle de dikkat çeken bir köyümüzdür. Deniz seviyesinden yüksekligi 1500 metredir. Yüzölçümüyse 7.3 km²dir.
16.BEZENDI KÖYÜ
73 haneli bir köyümüzdür(Bu köyümüz Asagi Bezendi ve Yukari Bezendi olmak üzere iki kisimdir). Ilçe merkezine uzakligi 22 km’dir. Kelkit’in kuzey-batisinda daglik bir alana kurulmustur. Eski ismi Pöküt’tür. Ormanlik alanlarinin çok olusu köye orman köyü görüntüsü vermektedir. Köyün önemli bir kismi marangozlukla istigal etmektedir. Tahminen 200 yillik bir geçmisi bulunmaktadir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1650 metredir. Yüzölçümü 55.4 km²dir.
17.BINDAL KÖYÜ
54 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine 46 km uzakliktadir. Eski ismi Türünk, Törünk olarak geçmektedir. Köy, Kelkit- Erzincan karayolunun 36.km’sinden sonra 6 km içeride düzlük olmayan bir dere havzasinda kurulmustur. Köyün 6 sülaleden geldigi rivayet edilmektedir: Beklenler, Ismail Çavus, Hatipogullari, Ismailogullari, Serefogullari ve Kirikler. Göç veren bir köyümüzdür. Hayvancilik ve aricilik gelismistir. Köylülerin genelde hepsinin iki ismi vardir. Erzincan Tulum peyniri olarak anilan peynir bu köyümüzde yapilmaktadir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1875 metredir. Yüzölçümü 23.9 km²dir.
18.BULAK KÖYÜ
Tarihi kaynaklardan köyün 300-400 yillik bir mazisi oldugu anlasilmaktadir. Ilçemiz merkezine uzakligi 12 km’dir. Ilçenin güney-dogusunda kurulmustur. Bulak adini sularinin fazla olmasindan dolayi pinar anlamina gelen bulak kelimesinden almistir. Köyün ilk kurulus yeri Dayisi köyünün karsisina düsen mevkiidir. Köy simdiki yerine sonradan yerlesmistir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1660 metredir. Yüzölçümü 11.2 km²dir.
19.CEMALLI KÖYÜ
Sinirlari içerisinden Kelkit Çayinin dogdugu köydür. Deniz seviyesinden yüksekligi 2100 metre olup, yayla havasi hakimdir. Yüz ölçümü 12.4 km² dir. Son nüfus sayiminda nüfusu 52 kisidir. Göç veren köylerimizden olup yaz nüfusu kis nüfusunun iki katidir. Tarim ve hayvancilik önemli bir istigal alanidir.
20.ÇAGLAR KÖYÜ
Eski ismi Hasut’tur. Deniz seviyesinden yüksekligi 1420 metre olup,köyün yüzölçümü 6.6 km²dir. Son nüfus sayiminda nüfusu 80 kisidir. Küçük köylerimizden biri olup göç vermektedir. Kuzeyinde Baspinar Köyü ve güneyinde de Gültepe köyü bulunmaktadir.
21.ÇAKIRLAR KÖYÜ
Eski ismi Cibi’dir. Dayisi deresi köylerinden biridir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1600 metredir. Son nüfus sayimina göre köyde 120 kisi yasamaktadir. Köy 8.0 km²dir.
22.ÇAMBASI KÖYÜ
158 haneli, Kelkit’in büyük köylerinden biridir. Ilçe merkezine uzakligi 16 km’dir. Kelkit’in güneyinde yer alir.1 saglik ocagi,1 camii,3 bakkali,2 de kahvehanesi bulunmaktadir. Hayvanciligin agirlikli olarak yapildigi köylerimizden birisidir. Köy camii yapma yasatma dernegi ve Çambasi Spor Kulübü faaliyet gösteren sivil toplum örgütleridir. Çambasi Spor Kulübü amatör kümede mücadele etmektedir. Kulüp il genelinde düzenlenen futbol müsabakalarinda bir çok basari göstermistir. Eski adi Hinziri’dir. Hizir’in geçtigi köy oldugu ve bu ismi aldigi rivayet edilmektedir. Asiri bir sekilde son yillarda göç veren bir köyümüzdür. Köyde maden suyu kaynagi tespit edilmis olup degerlendirilmeyi beklemektedir. Köyün alabalik üretmeye müsait bir yapisi vardir.
23.ÇAMUR KÖYÜ
Kelkit ile birlikte Tercan,Malatya ve Nigbolu’da yasayan bir Türkmen boyundan gelmektedir.145 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 40 km’dir. Sehit Murat Kafkas Ilkögretim okulu köyde önemli bir egitim hizmeti vermektedir. Çamur köyü yakinlarindaki Çamur köyü kümbeti tarihi bir eser özelligiyle dikkati çekmektedir. Iki dere arasinda,etrafi daglarla çevrili plato görünümünde bir köyümüzdür. Rivayete göre Seyh Kasim isminde bir evliya,çok uzaklardan gelip kümbet civarindan geçerken develerinin ayaklari çamura batar ve kalirlar. Oda yanindakilerle beraber buraya yerlesmeye karar verir. Böylece köyde yerlesik hayat baslar. Deniz seviyesinden yüksekligi 1900 metredir. Yüzölçümüyse 47.9 km²dir.
24.ÇIMENLI KÖYÜ
58 haneli bir köyümüzdür. Ilçemiz merkezine 35 km’dir. Kelkit’in güneyinde yer almaktadir. Dogusunda Balikli,batisinda Cemalli köyleri bulunmaktadir. Eski ismi Balahor, yeni ismi Çimenli’dir. Göç veren bir köyümüzdür. Son yilarda Balahor deresi üzerine kurulan alabalik çiftlikleriyle alabalik yetistiriciliginin yapiliyor olmasi,sevindiricidir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1800 metredir. Yüzölçümü 25.5 km²dir.
25.ÇÖMLECIK KÖYÜ
Bu köyümüz deniz seviyesinden 2000 metre yüksektedir. Son nüfus sayimina göre köyde 118 kisi yasamaktadir. Köyün yüz ölçümü 24.4 km²dir. Etrafi daglarla çevrili bir vadi araliginda kurulmustur. Göç veren köylerimizden birisidir.
26.DAYISI KÖYÜ
Kelkit Çayinin önemli bir kolu olan Dayisi deresi üzerinde kurulmus olup bu dereye adini vermistir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1450 metredir. Köyün yüz ölçümü 6.2 km²dir. Son nüfus sayimina göre köyde 100 kisi yasamaktadir. Degerli sair-yazar Doç. Dr. Dilaver Cebeci’nin dogdugu köyümüzdür. Ilçe merkezinin dogusunda olup,merkeze 9 km uzakliktadir.
27.DELILER KÖYÜ
Boynu inceli Türkmenlerinin bir koludur. Eski kayitlarda Delüler-Delili olarak geçmektedir. 49 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 12 km’dir. Köyün deliller ‘kanitlar’ kelimesinden Deliler oldugu rivayet edilmektedir. Köy daglik bir arazi üzerende kurulmustur. Köy, Kelkit’in güneyinde, Babakonagi ve Dölek köylerinin dogusundadir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1800 metredir.24.3 km²dir.
28.DEREYÜZÜ KÖYÜ
Ilçenin bati kisminda,Kelkit Çayi’nin kenarinda kurulmus bir köydür. Hane sayisi 70’dir.Ilçeye uzakligi 7 km’dir. Kubbeli ve medreseli bir camii vardir. Köyün içerisinde 1 kahvehane,1 bakkal vardir. Bük,Kavacik, Adil’in Pahari köyün mesire alanlaridir. Eski ismi Geletürne’dir. Köyün önceleri 6 haneden ibaret oldugu,çesitli yerlerden gelenlerin burada yerlesmeleri,ev-bark kurmalarindan dolayi “gelen tünemis” anlaminda Geletürne ismini aldigi rivayet edilmektedir. Yeni ismi Dereyüzü ise,dere kenarinda kurulmus olmasindan dolayi verilmistir. Köy deniz seviyesinden 1400 metre yüksekliktedir.14.2 km² yüzölçümüne sahiptir. Bir yayla özelligi arzetmektedir. Kelkit Çayi köyün güneyinden uzanmaktadir. Köyün hangi tarihte kurulduguna dair bir bilgi yoktur. Ancak köyün bugünkü yerinden tahminen 700 metre kuzeyde,Kelkit-Siran karayolunun yaninda,köy korusu eteginde ,12 haneden mütesekkil olarak kuruldugu bilinmektedir. Eski köy hanedanlari,Çobanogullari,Pulogullari,Süleymandede,Aksakalligil,Köseyusufgil,Murtezalar,Kösemehmetgiller’dir.Bu hanedanlardan olusan haneler,eski olduklari yerden susuzluk nedeniyle,köyün bugünkü yerine göç etmislerdir. Dereyüzü,göç veren bir köyümüz olup,köyün büyük bir kismi hayvancilikla istigal etmektedir.
29.DEVEKORUSU KÖYÜ
Kelkit’in Erzincan sinirindaki en uç köyüdür. Köyün kuzeyinde Kozoglu köyü,güneyinde ise Erzincan’in Çayirli ilçesi bulunur. Deniz seviyesinden yüksekligi 2200 metredir.(Rakim olarak Kelkit’in en yüksek köyüdür) Yüzölçümü olarak 21.6 km² bir alani mevcuttur. Son nüfus sayimina göre köyde 40 kisi yasamaktadir. Oldukça yogun bir sekilde göç vermis köylerimizden birisidir.
30.DOGANCA KÖYÜ
47 haneli bir köyümüzdür. Kelkit merkeze uzakligi 15 km’dir. Eski ismi Encirti’dir. Köy Siran ile Kelkit’in tam ortasindadir. Çilhoroz daginin yüksekçe bir yerinde kurulmustur. Rivayete göre köy yaklasik olarak 400 sene evvel dört Müslüman ve bur Hiristiyan tarafindan kurulmustur. Göç veren bir köyümüzdür. Deniz seviyesinden yüksekligi 1550 metredir. Yüzölçümü 10.9 km²dir.
31.DOGANKAVAK KÖYÜ
Kelkit’in madensulariyla ünlü bir köyüdür. Eski ismi Karlangas’tir. Sadak köyüne yakinligi münasebetiyle tarihi eski bir köyümüz olmasina karsilik göçle beraber köyün nüfusu oldukça düsmüstür. Köyün deniz seviyesinden yüksekligi 1650 metredir. Köyün yüzölçümü 12.8 km²dir. Son nüfus sayimina göre köyün nüfusu 80’dir.Köyün kuzeyinde Sökmen,güneyinde ise Oguz köyleri bulunmaktadir. Köyde hayvanciliga dayali bir geçim sekillenmistir. Köyün tam ortasinda bulunan madensuyu ne yazik ki isletilememektedir.
32.DÖLEK KÖYÜ
Kelkit’in küçük köylerinden biridir. Köyün kuzeyinde Asut köyü,batisinda ise Çambasi köyü vardir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1800 metre olup köyün toplam 10.9 km² yüzölçümü bulunmaktadir. Son nüfus sayimina göre köyde 50 civarinda kisi yasamaktadir.
33.ELMELIK KÖY
Yörük asireti Melikli’den adini almaktadir. Yüksek bir tepenin yamacinda kurulmustur. Köyün yüz ölçümü 6.0 km²dir. Köyün deniz seviyesinden yüksekligi ise 1690 metredir. Kelkit’in küçük köylerinden biridir,son nüfus sayiminda köyde 50 civarinda kisi yasamaktadir.
34.ESKIKADI KÖYÜ
Kelkit’in kuzeyinde yer alan 40 haneli bir köyümüzdür.1450 metre rakimi vardir. Alan olarak 3.4 km² olan köyün önemli geçim kaynagi tarim ve hayvanciliktir. Son nüfus sayiminda köyde 200 kisinin yasadigi tespit edilmistir.
35.ESKIYOL KÖYÜ
40 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 34 km’dir. Köyün yaylasi ve Yilanlidere mevkii, mesire alanlaridir. Köyün eski adi,Bandula’dir. Rivayete göre köyde bando takimi kurulu oldugundan bu ismi almistir. Eski Kelkit-Erzincan karayolu bu köyden geçtigi için yeni ismi Eskiyol olmustur. Köy, Sadak, Günbatur, Dogankavak, Karacaören köylerinin tam ortasindadir. Etrafi daglarla çevrili bir ovanin ortasinda kurulmustur. Köyün eski Satala antik kentinin bir mahallesi oldugu bilinmektedir. Köyde ayrica bir de Jandarma Bölük Komutanligi bulunmaktadir.
36.EYMÜR KÖYÜ
Anadolu’nun Türklesmesinde birinci derecede rol oynayan ve 16 Yüzyil Türkiye’sinde tam 71 yere adini veren büyük Oguz boyu Eymir’den ismini almaktadir. Tarihi kayitlarda köyün ismi geçmektedir. Köy 1450 metre rakima sahiptir. Kelkit’in batisindaki en uç köydür. Köyün yüzölçümü 9.8 km²dir.Son nüfus sayimina göre köyde 70 kisinin yasadigi tespit edilmistir.
37.GERDEKHISAR KÖYÜ
162 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 10 km’dir.1 camii,bir bakkali ve 3 de kahvehanesi bulunmaktadir. Köy adina tescilli Gerdekhisar Spor Kulübü amatör futbol liginde faaliyet göstermektedir. Dokumacilik ve el örgü isleri gelismistir. Demirci Papari, Seyhin Kirani, köyün mesire alanlaridir. Köy Kelkit Çayinin yakininda kurulmustur. Tarimsal mahsülleri, bugday, arpa, bal ve bostan ürünlerinden ibarettir. Deniz seviyesinden yüksekligi,1450 metredir. Yüzölçümü 13.9 km²dir.
38.GÖDÜL KÖYÜ
Gödül köyü adini Karahisarisarkî ve Kelkit’te yasamakta olan Yörük taifesinden adini almaktadir. Eski kayitlarda Güdül-Güdüllü olarak geçer.96 haneden mütesekkil bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 12 km’dir. Ilçenin kuzey-dogusunda kurulmustur. Halen faal durumda isletilen kömür ocaklari mevcuttur. Köyün genis mera alanlari vardir. Hayvancilik gelismistir. Köroglu magarasi ve sonradan camiye çevrilen kilise görülmeye degerdir. Köyün kuzeyinde Dokuz Dolambaç gözesi,Sögütlü yayla,kavaklik,Büyükçukur ve Çatalçam köyün mesire alanlari olarak sayilabilir. Yüzölçümü olarak ilçenin en büyük köylerinden biridir.(32.0 km²)Deniz seviyesinden yüksekligi 1790 km’dir.
39.GÜLLÜCE KÖYÜ
Kelkit’in küçük köylerinden biridir. Çömlecik Köyüyle Kozoglu köylerinin arasinda kurulmustur. Deniz seviyesinden yüksekligi 2040 metredir. Köyün yüz ölçümü ise 17.0 km²dir. Son nüfus sayimina göre köyde 60 kisi yasamaktadir.
40.GÜLTEPE KÖYÜ
45 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 29 km’dir. Ilçenin güney-batisinda yer alir. Eski adi Igdis’tir. Sögütlü Beldesi’nin güney-dogusunda 1850 metre yüksekliginde sarp bir arazide kurulmustur. Yüzölçümü 21.1 km²dir.
41.GÜNBATUR KÖYÜ
Günbatur köyü, 29 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 34 km’dir. Köyün kuzeyinde Eskiyol, güneyinde Kusluk ve Yarbasi köyleri bulunmaktadir. Bir camii,bir bakkali ve bir da kahvehanesi vardir. Dag yamacinda kurulmus,dogal güzelligiyle dikkat çeken bir köyümüzdür. Deniz seviyesinden yüksekligi 1750 metredir. Yüzölçümü 20.2 km²dir.
42.GÜNEYÇEVIRME KÖYÜ
Kelkit’in Köse yolu üzerinde bir köyüdür. Kelkit’in kuzey-dogusunda kurulmustur. Ilçe merkezine uzakligi 15 km’dir. Köyün 1650 metre rakimi vardir. Yüz ölçümü 11.1 km²dir. Köyde besicilik ve tarim önemli bir yer tutar. Son nüfus sayimina göre köyde 160 kisi yasamaktadir.
43.GÜRLEYIK KÖYÜ
40 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 35 km’dir. Bir camii vardir.300 civarinda büyükbas hayvan sayisi bulunmaktadir. Çimen yaylasi köyün mesire alani olarak kullanilmaktadir. Köyün eski ismi Mengüt’tür. Gürleyik Yayla Senlikleri her sene geleneksel olarak düzenlenmektedir. Daglik bir görüntü arzeder. Köyün yaklasik olarak 250 yil evvel kuruldugu tahmin edilmektedir. Yaylacilik faaliyetlerinin gelistigi bir köyümüzdür. Deniz seviyesinden yüksekligi 2050 metredir. Yüzölçümü 24.5 km² dir.
44.GÜZYURDU KÖYÜ
80 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 40 km’dir. Camii, kahvehanesi ve bakkali mevcuttur. Köyün eski ismi Sipikor’dur. Köyün kuzeyinde Karacaören, dogusunda Aglik ve Yarbasi köyleri vardir. Köy deniz seviyesinden 1850 metre yüksekliktedir.33.4 km² yüz ölçümü vardir.
45.KARACAÖREN KÖYÜ
Köyün ismi eski kayitlarda Karacaveran olarak geçmektedir. Ören eski yerlesme kalintisi anlamina gelir. Köy, Belenli köyüyle Eskiyol köyünün arasinda kurulmustur.1800 metre yükseklikte bir köyümüzdür. Yüzölçümü 14.5 km²dir.Son nüfus sayimina göre köyde 70 kisi yasamaktadir.
46.KARAÇAYIR KÖYÜ
Ilçemizin kuzey-dogusundadir.77 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 6 km’dir. Kelkit’in hayvancilik yapilan köylerindendir. Köyün eski adi Morogom’dur. Köy,köy arazisi içinde bulunan bir muhitin ismi olarak Karaçayir ismini almistir. Batisinda Karsiyaka, güneyinde Gödül, kuzey-dogusunda Güneyçevirme, güney-dogusunda Kes Beldesi bulunmaktadir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1450 metredir. Yüzölçümü 13.6 km² dir.
47.KARSIYAKA KÖYÜ
60 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 3 km’dir. Ilçenin kuzey-dogusunda yer almaktadir. Çiftçilik ve hayvancilik önemli bir yer tutar. Göç veren bir köyümüzdür. Agirlikli sülaleler;Kazancilar, Keskinler, Merallar, Sarilar, Okumuslar, Altunlar, Kayalar, Babürler, Ilhanlar ve Demirkiranlardir. Cami Yapma ve Yasatma Dernegi faaliyet göstermektedir.1 camii,1 köy konagi,1 bakkal ve 1 kahvehanesi bulunmaktadir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1500 metredir. Yüzölçümü 12.4 km²dir. Köyün eski ismi Persor’dur.
48.KAZANPINAR KÖYÜ
Köy 35 hanedir. Kelkit ilçe merkezine uzakligi 24 km’dir. Köyün tarihi eser sayilabilecek bir camii vardir. Köyün eski adi Zankar’dir. Köyün, yeni ismi Kazanpinar ismini su dolup bosalan bir kazandan aldigi rivayet edilmektedir. Köyün bir mahallesi düz bir alanda,buna karsilik diger mahallesi daglik bir alanda kurulmustur. Köyün 1930 yilinda kurulduguna dair tarihi belgeler vardir. Köy, Rus isgaline ugramis ve yasayanlar Iç Anadolu’ya dogru göç etmistir.1937 yilinda köyün Sula mevkiindeki mahallesine Gödül köyünden gelenler yerlesmistir. Göç veren bir köyümüzdür. Deniz seviyesinden 1900 metre yüksekliktedir. Yüzölçümü 15.4 km² dir
49.KILIÇÇI KÖYÜ
150 hanelik bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 18 km’dir. Ilçenin dogusunda yer alir. Köyde kiliç yapiliyor olmasindan dolayi bu ismin konuldugu rivayet edilmektedir. Köy dere yatagina 750-1000 metre uzunlukta hafif meyilli bir arazide kurulmustur. Deniz seviyesinden yüksekligi 1600 metredir.Yüzölçümüyse 16.3 km²dir.
50.KILIÇTAS KÖYÜ
86 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 12 km’dir. Bir camii,bir bakkali ve 3 de kahvehanesi bulunmaktadir. Hali,kilim ve el örgü isleri gelismistir. Köyün mesire alanlari olarak Belindüzü ve Tonardüzü sayilabilir. Eski ismi Tirekis’tir. Kiliçtasi ismini köyü güney,dogu ve kuzeyden çevreleyen kaya silsilesinden almistir. Köy 1516 yilinda kurulmustur. Köy ahalisi, 93 harbine(1917) kadar burada bugday ve arpa üretimiyle geçimini saglamis,Rus isgali sonucu Dogu Karadeniz’in iç kesimlerine dogru göç etmis ve Bolsevik ihtilalinden sonra köye tekrar geri dönmüstür. Köyün deniz seviyesinden yüksekligi 1450 metredir. Yüzölçümü 14.2 km²dir.
51.KINALITAS KÖYÜ
Kelkit’in dogusunda,Köse yolu üzerinde bir köyümüzdür. Hane sayisi 70 tir. Kelkit’e uzakligi 12 km’dir.1 camii,1 bakkali mevcuttur. Hz Ali’nin Taslari ve Kosmasat deresi kenari köyün mesire alanlari olarak sayilabilir. Rivayete göre,Iran sahi ogullari Meliserif ve Meliksah’i toprak edinmek için bu bölgeye gönderir. Meliksah bugünkü Kinalitas’a yerlesir.(Zaten köyün eski ismi olan Melisan da ismini buradan almaktadir.)Köyün dogusunda Öbektas,batisinda Kas, güney-dogusunda Alacat, kuzeyinde Güneyçevirme ve Salördek, güneyinde ise Dayisi köyleri vardir. Köyün baslica geçim kaynaklari çiftçilik ve hayvanciliktir. Tarim ürünlerinden genellikle seker pancari ve bugday ekilmektedir. Bunlarin yani sira arpa, patates,fasulye önemli tarim ürünleridir. Basta Istanbul olmak üzere göçün yogun olarak yasandigi bir köyümüzdür. Köyün deniz seviyesinden yüksekligi 1550 metredir. Köyün yüzölçümü ise,12.3 km² dir.
52.KIZILCA KÖYÜ
80 haneli bir köy olup,ilçe merkezine uzakligi 4 km’dir. Kelkit’e en yakin köylerimizdendir. Kelkit’in güneyinde kurulmustur. Köyün hemen yanindaki Geremez tepesi ve etekleri köyün mesire alani olarak kullanilmaktadir. Zilli Kilim dokumaciligiyla ünlü bir köyümüzdür. Köy topraginin kizil olmasindan dolayi bu ismi aldigi söylenmektedir.
53.KOZOGLU KÖYÜ
Kelkit’in en küçük köyüdür. Köy harabeye dönmüs bir görüntüsüyle insani karsilar. Insanlari büyük bir oranda göç etmistir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1750 metredir. Yüzölçümü 6.9 km²dir. Son nüfus sayimina göre köyde 15 kisinin yasadigi tespit edilmistir.
54.KÖMÜR KÖYÜ
Kelkit’in küçük köylerinden biridir. Son nüfus sayimina göre köyde 50 kisinin yasadigi tespit edilmistir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1750 metredir. Kelkit’in güneyinde,Erzincan yolu üzerinde kurulmustur. Gurbetçi sayisinin çokluguyla dikkat çeken köylerimizden biridir.
55.KÖYCÜK KÖYÜ
Eski ismi Hanege’dir. Kelkit’e en yakin köylerden biridir. Kelkit merkeze uzakligi 2 km’dir. Kelkit’in kuzey-batisinda, Siran yolu üzerinde, hafif meyilli bir dagin eteklerinde kurulmustur.1430 metre deniz seviyesinden yüksekligi bulunmaktadir. Köyün yüzölçümü 5.1 km²dir. Son nüfus sayiminda köyde 200 kisinin yasadigi tespit edilmistir.
56.KUSLUK KÖYÜ
Kelkit’in Kozoglu ve Oguz köyleriyle beraber en küçük köyünden biridir.2050 metre rakimi vardir. Son nüfus sayiminda köyde 15 kisinin yasadigi tespit edilmistir.Yüzölçümü5.2 km²dir. Daglarin eteklerinde küçük bir tepenin üzerinde kurulmustur.
57.OBALAR KÖYÜ
Köy Çamur köyünden ötede bulunmaktadir.2150 metre rakimi bulunan köyde 93 kisi yasamaktadir.5.1 km² yüz ölçümü vardir. Kelkit’in güney dogusunda,yüksek daglarin arasina sikismis küçük bir köyümüzdür. Köyde hayvancilik agir basmaktadir.
58.OGUZ KÖYÜ
Kelkit’in en küçük köylerinden birisidir. Köy büyük ve dik vadi uçurumlarinin araliklarina sikismis 2-3 yapidan mütesekkildir.1830 metre bir rakimi vardir. Son nüfus sayimina göre köyde 13 kisi yasamaktadir.8.3 km² bir alani mevcuttur.
59.ÖGÜTLÜ KÖYÜ
85 haneli bir köyümüzdür. Kelkit’in güneyinde,ilçe merkezine uzakligi 33 km’dir. Eski adi Tarbas’tir. Kuzeyinde Yeniköy, batisinda Çimeli köyü,güneyinde Aydogdu, dogusunda Örenbel köyleri bulunmaktadir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1770 metredir. Yüzölçümü 9.6 km²dir.
60.ÖRENBEL KÖYÜ
Köyün ismi Kelur’dur. Son nüfus sayimina göre köyde 169 kisi yasamaktadir. Köy halki hayvancilikla ve tarimla istigal etmektedir. Köyün rakimi 1700 metredir. Yüzölçümüyse 23.4 km²dir.
61.ÖZEN KÖYÜ
Kelkit’in kuzeyinde,Kelkit’e en yakin köylerimizden biridir.125 hanedir. Kelkit’e uzakligi 5 km’dir.1 camii,2 bakkali ve 2 kahvehanesi bulunmaktadir. Köyün büyük bir kismi hayvancilikla istigal etmektedir. Köyün yukarisinda bir magara vardir. Özen köyünün mesire alanlari olarak bahçeleri ve selalesi sayilabilir. Köyün eski adi,Isgah’tir. Köyün dogusunda Karsiyaka,batisinda Gümüsgöze, kuzeyinde Ünlüpinar Beldesi mevcuttur. Köyün deniz seviyesinden yüksekligi 1500 metredir. Köyün yüzölçümü 17.2 km² dir. Köyde 1997 nüfusuna göre 474 kisi yasamaktadir.
62.SADAK KÖYÜ
Eski ismi Satala’dir. Müslümanlarin bu bölgeye gelmeleriyle beraber ismi Sadak olarak degistirilmistir. Sadak kelimesi içine ok konulan kap anlamina gelmektedir. Kelkit’in tarihi en eski köyüdür. Kelkit’in güney-dogusunda,ilçe merkezine 24 km uzaklikta bulunmaktadir. Her tarafindan tarihi belirtiler fiskiran;insana, koca yüzyillari omuzlarinda tasimis olmaktan yorgun düstügü hissi veren bir köydür.120 hanesi bulunmaktadir.1 saglik ocagi,1 caii,1 bakkali,2 kahvehanesi mevcuttur. Hayvancilik önemli bir ugras alanidir. Köyde el örgüsü ve dokumacilik gelismistir. Köyün tarihi eserleri olarak,su kemerleri,hamam kalintisi,sur kalintilari,mezar stelleri,akçeler ve süs esyalari bulunmaktadir. Antik Satala kentinin bu köyde kuruldugu bilinmektedir. Köyün yukarisinda Gölbasi denilen mevki,mesire alani olarak görülmege deger bir kiymettedir. Yapilan çalismalar neticesinde,köyün Eski Roma Imparatorlugu’nun dogudaki en önemli askeri ordugahi oldugu ispatlanmistir. Sirasiyla Hitit,Asur,Makedonya,Roma,Bizans ve Trabzon komnenoslari egemenliginde kalmistir.6. Yüzyilda imparator Justinyen köyde büyük eserler yaptirmistir. Horosan’dan getirilmis ve kaba taslardan yapilmis surlar hala görülmektedir. Sadece su kemerleri bile,ayakta kalan kisimlariyla muhtesem bir medeniyetin bu topraklar üzerinde yasandigina taniklik etmektedir. Son yillarda köyün tarihi bir cazibe merkezi olarak çok sayida turist çektigi görülmektedir. Tarihi Satala sehriyle ilgili bilgileri kitabimizin baska bir bölümünde degerlendirecegiz. Sadak köyüyle ilgili olarak yazilmasi gereken son cümle su olmalidir:Nereden geldik,nereye gidiyoruz hesabini tarihi bir kaygiyla yapan herkes Sadak köyünü ve tarihi güzelliklerini kesinlikle görmelidir.
63.SALÖRDEK KÖYÜ
Köyün ismi,Arapkir ve Kemah ilçelerinde yasayan Türkmen-Yörük cemaatinden gelmektedir.1770 metre rakimi vardir. Son nüfus sayimina göre köyde 160 kisi yasamaktadir. Yüzölçümüyse 10.8km²dir. Kelkit – Köse yolu üzerinde bulunan köyün önemli bir geçim alani tarim ve hayvanciliktir.
64.SARISEYH KÖYÜ
Osmanli öncesinde köye gelerek burada bir zaviye kuran bir mutasavviftan ismini almaktadir.67 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 31 km’dir.1 camii,2 bakkali,2 de kahvehanesi bulunmaktadir. Kilim dokumaciligi ve hayvancilik gelismistir. Su gözü denilen mevkii köyün mesire alani olarak kullanilmaktadir. Köy,Çimen daglarinin üzerinde daglik bir araziye sahiptir. Deniz seviyesinden yüksekligi 170 metredir. Yüzölçümüyse 16.3 km²dir.
65.SÖKMEN KÖYÜ
130 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 22 km’dir. Özellikle fayans dösemeciliginde gelismis bir köyümüzdür. Köyün ismini Sökmen Aga isminde bir zattan aldigi rivayet olunmaktadir. Köyün eski Satala antik kentinin bir mahallesi olarak kuruldugu sanilmaktadir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1650 km’dir. Yüzölçümü 23.3 km² dir. Köy ile bütünlesmis bir fikra:”Sökmen köyü çok misafirperver bir köydür. Çok eskilerden köy odasina bir misafir gelir. Bu misafire hos bes edildikten sonra,misafir köy odasinin bas kösesine oturtturulur. Ancak içeri giren kim olursa olsun,ona da bas kösede yer verilir. Odaya sürekli olarak köy halkindan gelenler olur. Her gelen bas köseye oturtulur. Oturma düzeni böyle devam edince,misafir döne döne giris kapisinin önüne yaklasir. Belli etmeden kizar. O sirada kapi çalinir. Aslinda kapi çalinmaz,öyle anlasilir. Misafir kapiyi açinca,kapida bir köpek görülür. Misafir söyle der:Eger sen de Sökmenliysen,sen de bas köseye. Bu söz o günden bu yana söylenmektedir. Sökmenliysen, bas köseye…
66.SÜTVEREN KÖYÜ
Eski ismi Pernek’tir. Türkmen-Yörük cemaatlerindendir. Menkibeye göre bu köyde dogum yapmis kadinlarin süt adagi yaptiklari bir agaçtan söz edilmektedir.54 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 17 km’dir. Göç veren bir köyümüzdür. Çömlekçilik gelismistir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1550 metredir. Yüzölçümü 11.1 km²dir.
67.SEN KÖYÜ
40 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 13 km’dir. Sen köyü yaylasi köyün mesire alani olarak kullanilmaktadir. Ilçemizin kuzey-batisinda yer almaktadir. Kuzeyinde Sütveren, dogusunda Gümüsgöze Beldesi bulunmaktadir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1500 metredir. Yüzölçümü 14.4 km²dir.
68.TÜTENLI KÖYÜ
Kelkit’in Erzincan yolu üzerindeki köylerinden biridir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1500 metre olup yüz ölçümü 17.7 km²dir. Son nüfus sayimina göre köyde 170 kisinin yasadigi tespit edilmistir. Anayolun kenarinda genis bir vadinin arasinda kurulmustur.
69.UZUNKOL KÖYÜ
65 haneli bir köyümüzdür. Kelkit merkeze uzakligi 50 km’dir. Batisinda Gürleyik köyü, kuzeyinde Gültepe köyü, dogusunda ise Çimenli köyü yer alir. Tahminen 500 yillik bir tarihi vardir. Çimen daglari yaylasi köyün mesire alani olarak görülmege deger tabii bir güzellige haizdir. Tarihi kilise ve kale kalintilari mevcuttur. Köyün agirlikli sülaleleri; Sahin,Tasan,Kalkan,Keles,Meral ve Macit’tir. Erzincan ili basta olmak üzere,önemli bir miktarda göç veren bir köyümüzdür.
70.YARBASI KÖYÜ
Kelkit’in küçük köylerinden biridir. Deniz seviyesinden yüksekligi 2100 metre olup,yüzölçümü 6.5km²dir. Son nüfus sayimina göre köyde 20 kisinin yasadigi tespit edilmistir.
71.YENICE KÖYÜ
Kelkit’in en yakin köylerinden biridir. Erzincan karayolu üzerinde bulunmaktadir. Eski ismi Gevezit’tir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1450 metre olup,yüzölçümü 7.3 km²dir. Kelkit’e uzakligi 6 km’dir.
72.YENIKÖY KÖYÜ
50 haneli bir köyümüzdür. Ilçe merkezine uzakligi 38 km’dir. Kelkit’in güneyinde yer alir. Yeniköy isminin, civarinda en son kurulan köy olmasindan dolayi verildigi rivayet olunmaktadir. Yine rivayete göre, 300 yil kadar önce,Koya Hünkarogullari’ndan iki kardes bu köye yerlesmislerdir. Kardeslerden birisinin soy ismi Mutlu, digerinin soy ismi ise Soylu olmustur. Köy,deniz seviyesinden 1900 metre yükseklikte olup,yüzölçümü 11.6 km² dir.
73.YENIYOL KÖYÜ
100 haneli bir köyümüzdür. Kelkit-Erzincan karayolu üzerinde,ilçe merkezine uzakligi 35 km’dir. Zilfo’nun Gözesi,Ortayolun Gözesi,Hamurkesen Mevkii köyün mesire alanlari olarak sayilabilir. Eski adi Pöske’dir. Bu ismin ise su kenarlarinda çalilik anlamina gelen bük sözcügünden gelmektedir.(Bükse,Pöske olmustur.)Kelkit-Erzincan karayolunun köyün kenarindan geçmesi üzerine Yeniyol ismini almistir. Daglik ve ormanlik olmasina karsin,ekilebilir arazisi genistir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1870 metredir. Yüz ölçümü 19.1 km²dir.
74.YESILOVA KÖYÜ
Kelkit’in tam güneyinde Kelkit’e en yakin köylerimizden biridir. Kelkit merkezine uzakligi 3 km’dir. Köy son zamanlarda alabalik yetistirme istasyonlariyla dikkati çekmektedir. Deniz seviyesinden uzakligi 1500 metredir. Adina uygun yemyesil bir görüntü arz etmektedir. Son nüfus sayiminda köyün nüfusu 55 kisi olarak tespit edilmistir.
75.YESILYURT KÖYÜ
Kelkit’in güneyinde, Erzincan yolu üzerinde kurulmustur. Göç verdigi nüfusla dikkati çeken köylerimizden biridir. Derin bir vadi olugunda kurulmustur. Deniz seviyesinden yüksekligi 1880 metre olup son nüfus sayiminda köyün nüfusu 90 kisi olarak tespit edilmistir.
76.YOLÇATI KÖYÜ
Yaslandigi daglarin eteklerinde kurulmus küçük köylerimizden biridir. Son nüfus sayimina göre köyün nüfusu 15 kisi olarak tespit edilmistir. Deniz seviyesinden yüksekligi 1850 metre olup yüzölçümü 5.9 km²dir.
77.YUKARIÖZLÜCE KÖYÜ
50 haneli,Kelkit’in Erzincan yolu üzerinde bir köyüdür. Kelkit merkeze uzakligi 18 km’dir. Köyün 1 cami ve birde cami yapma yasatma dernegi olarak faaliyet gösteren dernegi bulunmaktadir. Eski ismi Yukari Sipanazat’tir. Iki dag arasinda bir vadide kurulmustur. Rus isgali sirasinda kay halki,Tokat’a seferber olarak gitmis,3 yil aradan sonra tekrar gelip köylerine yerlesmislerdir. Göç veren bir köyümüzdür. Köy deniz seviyesine göre 1600 metre yüksektir. Yüzölçümü 7.9 km² dir.
Atasözlerimiz
Kelkit Yöresi Ata Sözleri
Ahmak misafir ev sahibini ağırlar
Yöresel Yemeklerimiz
Kelkit’in kendine özgü bir sofra âdâbı ve yemek kültürü vardır. Bu topraklar üzerinde doğup büyüyüp de Kelkit’imizin geleneksel yemeklerinden tatmayanımız var mıdır acaba?
Kelkit’e ait yemekler,yörenin kendine has özelliğinden coğrafi şartlarından, toprağından, sosyal ve kültürel yapısından doğduğu için önemlidir.
Şekil 161- Kelkit’in ünlü lokma tatlısı ve su böreği
Yemekler genellikle yerde bağdaş kurularak bakır veya tahta sini üzerinde yenir. Bunun için yemek yenecek yere,önce bir geniş sofra bezi serilir. Sini onun üzerine konur. Sini,etrafında dört-beş kişinin diz kırıp oturabileceği büyük bakır tepsiye denir. Bu tepsinin altına açılır kapanır ayaklık konur. Sinilerin aynı zamanda ağaçtan olanı da vardır. Tahta siniler üzerinde aynı zamanda el makarnası ve erişte yapılarak ve yufka açılır. Sofraya önce büyükler oturur. Oturulurken sol ayak alta gelecek,sağ diz dik tutulacak bir biçimde oturulur. Sofrada herkesin önüne bir peşkir konulur.
Sofra bu şekilde kurulduktan sonra,yavaş yavaş yemeklerin servisine başlanır. Sofraya ilk kez çorba servisi yapılır. Bu çorba daha çok mantı veya gendüme çorbası olur. Çorba,bakır ve porselen taslarda verilir. Bismillah denilerek oturulan sofralarda aynı kaseden çorba alan kaşıkların sesi birbirine karışır. Kelkit ve çevresinde eskiden kullanılan kaşıklar şimşirden yapılırdı.
İddia edebiliriz ki Kelkit’in en ünlü yemeği su böreğidir. Bunun yanında şimdilerde pek yapılmayan tatar böreğinden yani fıt fıt haşılından bahsetmemiz gerekir. Bu yemek ince bulgurdan yapılır. Henüz suyunu çekmemiş,demini almamış yağsız pilava benzer. Ortasına süt dökülerek yenir.
Günlük hayatın değişmez yemekleri,etli kuru fasulye,evelik dolması ve su böreği’dir. Bunun yanında tamamen Kelkit’e özgü tespit edebildiğimiz yemekler şunlardır:
ÇORBALAR
1-Mantar çorbası
2-Gendüme çorbası
3-Katıklı çorba
4-Isırgan çorbası
5-Kesme çorba
6-Sütlü çorba
7-Fırfır çorbası
8-Un çorbası
9-Kelem çorbası
DOLMALAR
1-Evelik dolması (yoğurtlu)
2-Yoğurtlu dolma
3-Kelem dolması
4-Kocu dolması
5-Domates dolması
6-Kabak dolması
PİLAV ÇEŞİTLERİ
1-Bulgur pilavı
2-Kelem pilavı
3-Gendüme (keşkek) pilavı
4-Erişteli pilav
5-Kartollu pilav
6-Mercimekli pilav
HAMUR İŞİ VE KARIŞIK YEMEK ÇEŞİTLERİ
1-Kartol yahnisi
2-Siron
3-Mantı
4-Fetir böreği
5-Fırfır haşılı
6-Kete
7-Golot
8-Su böreği
9-Döğmeç
10-Sündürme (Çökelik kavurması)
11-Erişte
12-Kavut
13-Cılbırı
14-Kaygana
15-Herle
16-Lokma
17-Kuymak
18-Mıhlama
19-Kesme makarna
20-Kortol kavurması
21-Boranı
22-Omaç
23-Pancar kavurması
24-Kelem kavurması
25-Pağla (fasülye) kavurması
26-Ekmek ıslaması
27-Fetir ıslaması
TATLILAR
1-Sarıklı burma
2-Helva
3-Sini (baklava)
4-Sütlaç
Kelkit’e özgü olarak yapılan lezzetli bu yemeklerin içinden sadece siron, katıklı çorba, evelik dolması ve kocu dolmanın tarifini yapalım:
SİRON
Siniler üzerinde açılan yufkalar sacın üzerinde pişirilerek fetir şeklini alır. Sigara biçiminde hazırlanan fetirler, kesilerek sıralı bir şekilde tepsinin (gıylı) içine yerleştirilir. Üzerine kaynar su dökülerek suyu süzülür. Daha sonra üzerine sarımsaklı yoğurt karışımı veya gurut katığı dökülür. Üzerine erimiş tereyağı gezdirilerek,servise hazır hale getirilir.
KATIKLI ÇORBA
Gendüme (dibek altında dövülmüş buğdayın kubuğu çıkmış hali) bir miktar şeker fasulyesi ilave edilerek pişinceye kadar haşlanır. Haşlanan gendüme biraz soğuduktan sonra yeter miktarda katık (ayran) ile karıştırılır. Üzerine tercihen dere otu,nane,reyhan serpilir. Soğuk olarak servis yapılır.
EVELİK DOLMASI
Yağ,yeşil soğan,ve salça içerisinde, pilav şeklini alıncaya kadar pişirilen ve dinlenmeye alınan ince bulgur, toplanan ve haşlanan evelik yapraklarına muntazam bir şekilde sarılır. Pişirilecek tencereye dizilir ve üzerine ters bir şekilde tabak kapatılır. Kapatılan tabak dolmaların dağılmasını önler. Kaynatılan dolmalar kelgürde (kevgir) sızılır. Hazırlanan soharıç ( sos,karışım) üzerine dökülerek servis yapılır ve afiyetle yenir.
KOCU DOLMASI (YER GÖK DOLMASI)
Güz mevsiminde kışa hazırlık olarak kesilen koyunların kaba etleri alındıktan sonra,kemikleri kurutulur. Kocu dolması yapılacağı zaman kurutulan bu kemiklerin 5-6 parçası titizce yıkanır. Sonra “manzilik” dediğimiz ince et bulguru sıcak suda köpürtülür. Yumuşayan bu bulgurlar avuç içinde yuvarlak hale getirilir. Tencereye soğan,yağ ve salça konarak “soharıç” hazırlanır. Yeterince su konur,kaynadıktan sonra haşlanmış kemikler ve yuvarlak dolmalar tencereye konur. Yarım saat pişirildikten sonra,kocu dolması servis yapmaya hazırdır. Kaşıklayabilirsiniz,afiyet
REKLAMLAR
Hebeş :
Hebeş içelim,hebeş,oooohh
Kokokola, pepsikola iç bak sonun ne ola
Hasta göçü başlar,İzmir’e,İstanbul’a
İlacı doğada ara, hebeşinen ağzını sula
En kaliteli kuşburnu Yardibi’nde…
Çökelik:
Sana, tama, yiye yiye öldüm ana
Emim, çökeliği kavuştur bana
Lemise sürdürmesi,iyi olur indirmesi
Nefis olur bazlaması,köp dibinde yazlaması
En dehşetli çökelik Ağalık yaylası çökeliği…
Gurut:
İsgah’ta yapılır,piramit kurut
Mantısını sırıt da derdini unut
Kersende iki kurut ez, aşını gayet ince kes
Kepçeyi sağlam tut, suyu bentten kes
Ağzını silme de kıskansın herkes…
RÜYAM
Evelik dolmasını baş ucuma koysalar
Eriştelik aşı ince ince kıysalar
Kurumuş fetirle beni dövseler
Su böreği için şehit giderim…
Haşıl gelsin gevişetim belimi
Ne güzel becermiş evin gelini
Yağlı çökelekli zurna dürümü
Verin çalayım,midem oynasın…
Kuru kemikli yarmalı yahnı
Siron ile mantı sanki nikahlı
Kızarmış kadayıf telli duvaklı
İki dişim arasında düğün ederim…
Kurut katıhlı gendümeli çorba
Unutamam seni ey kocu dolma
Gavudu,kuymağı sakın unutma
Sakal oynatmadan yutarım sizi…
Sanmayın oburum,sadece rüya
Akşamı yemeden daldım uykuya
Uyanır uyanmaz koştum sofraya
Aç tavuk rüyada neler görürmüş…
Faruk Yerli
UNUTULAN YEMEKLERİMİZ
Çökelekli börek zirve dudakta
Yer gök dolması kaldı askıda
Mercimekli pilav şimdi sırada
Herle çorbasıyla kuymak nerede?
Pağla katısı ekin yemeği
Ev makarnası çeker çileyi
Baki kalan şimdi kartol yemeği
Kepçeyle içilen sütlü nerede?
Un çorbasının elbet çilesi çoktur
Yoğurtlu sironun emeği boldur
Un haşılı artık Kelkit’te yoktur
Gurutlu haşıl kaldı nerede?
Fırfır çorbası kayboldu gitti
Madımak yemeği yıllarca bitti
Gatıklı çorba arada geldi
Yoğurtlu dolma kaldı nerede?
Lemisimiz sac üstünde pişerdi
Tereyağı sürülmesini beklerdi
Turşular ki küplerinde ekşirdi
Tekneyle kavurmalar nerede?
Hamit Daltaban
KELKİT YEMEKLERİ
Bulgur pilavının tere yağlısı
Ne güzeldir yanındaki hoşafla
Hele bir de kavurmalı olursa
Su içirir sana gece yarısı…
Ayranlı çorbanın yanında reyhan
Serinletir seni olursan büryan
Hele bir de pağlası bol olursa
Zannedersin bütün dertlere derman…
Evelik dolması kocu’ya eştir
Sarmısaklısı da iyi peşkeştir
Hele bir de çökelikli olursa
O zaman lezzeti bir iken beştir…
Kurut katığıyla çorba yedin mi
Kersende kurutu elle ezdin mi
Aşının üstünde bol nane reyhan
Böylesini hiçbir yerde yedin mi?…
Fetir böreğinin bol cevizlisi
Yiyen olur bu lezzetin delisi
Fetir arasında bol kıyma varsa
O da başka bir tat,boştur gerisi…
Kelem dolmasını güzün yemeli
Isırdıkça kulağın “küt” demeli
Yanı sıra kara üzüm varsa
Bu lezzete bilmem ki ne demeli…
Haşalın iyisi darıdan olur
Yiyenlerin hepten kolu yorulur
Yanı sıra koyun sütü olursa
Kavurmalı arayanlar az olur…
Sironu sinide dürer,dizerler
Üstüne de tereyağı süzerler
Kurut ile bir de süslerler
Kimisi de sarmısaklı severler…
Sütlacın adına söz kesen derler
Kase kase sinilere dizerler
Hele bir de yüzü kuymak tutarsa
Bir yiyenler bir kez daha isterler…
Geleneklerimiz
GELENEKLER
Hayatın Dönüm Noktaları (doğum, çocukluk, sünnet, evlenme, askerlik-gurbetlik, ölüm gelenekleri)
Bebegi yedilemek :
Bebeğin doğumunun yedinci günü loğusa anne ayağa kaldırılır, tesbihle dualar okunur, bu tesbih su dolu tasa koyulur, bebek de yıkanır. En son tastaki okunmuş su anne ve bebeğe dökülür ve iyi dilek ve dualarla yıkanır. Yedinci günde yine yakın akraba, eş, dost eve gelir, misafirler yedirilir ve özellikle tatlı ikram edilir. Bugün, loğusa annenin iyileşip ayağa kalkmasının mutluluğunun yaşandığı bir gündür.
Bebeği Kırklamak :
Bebeğin doğumunun kırkıncı günü aynen yedinci günde olduğu gibi tesbihe dualar okunur. (7.günde dualar 7 kez.40.günde 40 kez okunur.) tesbih su dolu kaba konur, içinde çevrilir, anneye abdest aldırılır, bebek yıkanır, en son bu kaptaki su anne ve bebeğe dökülür.
Bu kırkıncı günde evde Yasin okutulur. Eş dost çağırılır, gelenler hediyeleri ile gelirler, çocuğa bakar ve “Allah analı babalı etsin, çocuk anası babası ile sevilir.” Gibi iyi dileklerde bulunurlar. Halkımız arasındaki yerleşmiş uygulamaya göre kırkı çıkmamış (doğumdan itibaren 40 gün geçmemiş) bebeğe evden dışarı çıkarmak iyi değildir. O yüzden bebeği kırklamak anne ve bebeğin dışarıya rahatlıkla çıkmasını sağlar.
Diş hediği :
Çocuğun ilk dişi çıktığı ve bunun görüldüğü zaman aile bireyleri, eş dost bunun mutluluğunu yaşamak için bir araya gelir ve halk arasında hedik denilen bir karışım yapılıp yenir. Bunun için buğday haşlanır, istenirse bunun üzerine şeker tozu serpilir yada içine çemiç, dut (yazın dutların olgunlaşıp dökülmesi sonucu elde edilen kuru dut) katılarak lezzetli bir karışım elde edilir. Hediğin bir kısmı çocuğun başından dökülür, kalan hedik ve kuru yemiş eş dostça yenir.Çocuğun ilk dişinin çıktığını en önce gören hedik yemeye gelirken çocuğa hediye alır. Hedik yapılan gün çocuk aile fertlerinin eş dostunun yanında yere oturtulur, önünde bazı meslekleri simgeleyen sembolik eşyalar konur. Mesela, Tarak Berberi, Kuaförü, Bıçak; Kasabı, Makas; Terziyi, Kağıt-Kalem; çocuğun okuyacağını ifade eder. Çocuk önünde duran bu eşyalardan en önce hangisine elini uzatırsa ilerde o mesleğe sahip olacağı düşünülür, tercihe göre sevinilir. Böylece çocuk işin latifesi de olsa meslek seçimi konusunda ilk adımını atmış olur.
Çocuğun, ilk olarak saçının kesilmesi de özellik arzeder. Şöyle ki : Çocuk 1 yaşına geldiğinde saçı kesilir. Kesilen saç, terazinin bir kefesine konur, öbür kefeye (Varlık durumuna göre) para konur. Kefeler aynı düzeye saçlar alınır ve saklanır. Paralarda yoksullara dağıtılır.
Konuşmak için uygun yaşa gelip de henüz konuşamayan çocuklar köylerde Cuma günü ahıra götürülür. İneğin yularına yada ahırda mengüre (hayvanın bağlandığı yer) bağlanır. “Hayvan ise mele, insan ise söyle) denir. Yastığının altına yılan kabuğu ve deve tüyü konur.
Nazardan korunmak için de çocuğun alnına kara sürülür. Nazarı değdiğine inanılan kişinin giyiminden bir parça alınıp yakılır ve çocuğa koklatılır.
Sünnet :
Erkek çocukları için dinimizin bir gereği olan ve erkekliğe ilk adımın ifadesi anlamında sünnet merasimi, köylerde ve merkez de farklılık arzeder. Köylerde, sünnetçi geldiğinde muhtar, tellalla haber verir. Çocuk yıkanır, hazırlanır. Sünnetçiyle birlikte dolaşan köyün imamı ilahi okur. Ayrıca bir tören yapılmaz. Merkezde ise sünnet düğünleri yaygındır. Sünnet sırasında sünnet olan çocuğun elini yada kolunu tutan, kucağına alan ve çocuk üzerinde baba hakkı taşıyan kirvenin yeri özeldir ve sorumlulukları fazladır.Kirve sünnet olan çocuğa eskiden kırmızı lira takardı. Bugün de buna eş değerde hediye alır veya altın takar. Kirvenin karısı da baklavaya da tatlı yapar ve hediyesiyle gelir çocuğu ziyaret eder. Sünnet olan çocuğu ziyarete gelen eş-dost da hediye getirir; ailenin maddi durumu ve seçimine göre tertip edilmiş sünnet törenine katılır. Bu tören evde ya da salonda okutulan mevlüt şeklinde olabilir. Sünnet olmadan evvel de çocuk yakınları ve arkadaşları ile birlikte köylerde atla, merkezde araba ile gezdirilir ve eğlendirilir.
Evlenme :
İnsan hayatının önemli bir bölümünü kapsayan, evlilik ve öncesinde yaşanan bir dönemdir. Bu dönemde ağızdan ağıza anlatılanlarla veya devam eden uygulamalarla günümüze kadar gelmiş töreler vardır.
Yaradılışı gereği insanoğlu tek başına yaşayamaz. Her zaman hayatını paylaşacağı, birlikte yaşayacağı kimseye ihtiyaç duymuştur.
Birlikte yaşama isteği, sevgi saygı ve hoşgörüyle birleşince zamanla meşruluk kazanarak evliliğe dönüşmüştür. Evlilik Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Gümüşhane yöresinde düğün kültürünün anlatımına yöresel olan şu mani ile başlayalım.
Elmanın irisini
Kış yedi birisini
Evlenmek bir keredir.
Seç de al iyisini
“Ata binmesi bir ayıp, inmesi iki ayıp” sözüyle evliliğin geri dönülecek bir yol olmadığı, “Kırk ölçüp bir biçmek” deyimiyle de doğru karar vermenin önemi vurgulanır.
Gümüşhane yöresinde evlenme yaşı çok önceleri kızlarda 15-16, erkeklerde ise 15-20 olarak belirlenirdi. Köylerde erken evlenme çiftçi olan aileye işgücü katkısı sağlama, büyüklere hizmet, bir de “Erken evlen döl alır, erken kalkan yol alır” atasözünden olduğu gibi nüfusun çoğalması amacıyla yapılırdı. Ancak günümüzde eğitim ve öğretim, maddiyat ve bu gibi nedenlerden dolayı evlilik yaşı yükselmiştir.
Kız veya erkeğin çağı gelince, bilhassa erkek çocuğun anne ve babasında bir telaş başlar, oğullarına eli yüzü düzgün, güzel huylu, becerikli, temiz bir aileye mensup bir gelin adayı bulabilmek amacıyla özellikle oğlan anası, (oğlunun da gönlünden geçenleri öğrenerek) ana oğul çok yakın akrabalar kendilerine göre en iyisinde anlaşırlar. (Ancak günümüzde olay farklılık kazanmıştır. Evlenecek kişilerin görüşleri ön plana alınmaktadır. )
Görücü Gitme :
Evlenme, köylerde bilhassa görücü usulüyle olur. Oğlanın anası babası gelin adayını tanır. Gelin adayı tanındıktan sonra kızı aile yaşantısı titizlikle araştırılır. Kızın becerikliliğini anlamak için halı üzerinde bulaşık yıkattırılır, etrafı kirletmeden bulaşık yıkanırsa adayın becerikli olduğu anlaşılırdı. Örgü ören bir hanım, yumağını koltuk ve kanepe altına bilinçli olarak gönderir, yumak geriye toz almadan gelirse, evin temizliği hakkında bilgi edinilirdi. Erkek anası tarafından kızı görüp beğenmenin bir yerinin de hamamlar olduğu söylenir. Bütünü bu incelemelerden sonra, kızın kendilerine denk olduğu intibasına varırlar. Erkek tarafından kız isteme konusunda becerikli olan iki hanım, kız evine gönderilir. Bu gidişler habersiz olur. Geleneklere göre evinde kızı olan aileler her zaman derli toplu olmak mecburiyetindedir. Çünkü her an kapısı çalınabilir.
Görücüler gelme nedenleri bilinsin bilinmesin geleneklerimiz gereği güler yüzlü karşılanırlar. Uzaktan gelenlere çeşitli ikramlar yapılır. Görücülerin başı, geliş nedenlerini bilmeyen aileye çeşitli espirilerle geliş nedenlerini anlatır. Sohbet sırasında evin tertip düzeni evden geçirilir. Bu arada kızı ve ailenin ağzı yoklanır. Gelen görücülerden kızın haberi varsa, giyinir, süslenir, görücülerin karşısına çıkar. Bu davranış görücüler için müsbet bir cevaptır. Edinilen olumlu izlenimlerden sonra sıra dünürcü gitmeye gelir.
Dünürcü Gitme :
Beğendikleri kızı oğullarına almak isteyen aile birkaç yakınını alarak kız evine gider. Buna “dünürcü gitme” denir. Dünürcüler havadan sudan konuştuktan sonra “Allah’ın emri Peygamber’in kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz” derler. Kız tarafı, kızını verme taraftarı olsun olmasın, gelenlerden düşünmek için süre ister. Uzak yerden gelenlere töreler icabı yemek ikram edilir. (Ancak yemek ikramının nedeni misafirlere açıklanır.) Düşünme süresi içinde kız evi durumu akrabalarına danışır. Öncelikle büyüklere danışmak usuldendir. Amaç onlarında gönlünü almaktır. Karar yinede anne babanındır. Karar verme süresinin bitiminde tekrar oğlan evi, kız evini ziyaret eder. İsteme cümlesi tekrarlanır. Kızın annesi “Biz bilmeyiz, babası bilir” diyerek topu babaya atar. Misafirler uğurlanır. Birkaç gün sonra kız evine tekrar gelir. İçlerinden en saygın kişi, kızın babasına hitaben, “Allah’ın emri, Peygamber’in kavli …” diyerek söze başlar ve olayı açıklar. “Kız evi naz evidir. Kızın babası vakti iki edelim, danışacak yerlerimiz var” diyerek tekrar gelmelerini ister. Bu gelişte kız babası oğlan tarafına “Allah yazmışsa ne diyelim” sözüyle gönüllerinin olduğunu bildirir. Bu arada tatlı kahve içilir. Erkekler ve bayanlar ayrı odalardadırlar. Kahveleri getiren gelin adayı, dünürcüler kahveyi içinceye kadar elleri önden bağlı divan durur. Başı öne eğik dünürcüleri dinler dünürcüler sezdirmeden kızın tavır, davranış ve fiziki yapısını incelerler. (Ancak kız tarafı vermeye taraftar değilse, kahveler şekersiz, acı olarak verilir. Bu “hayır” anlamındadır.
Kızın babasının olumlu cevabından sonra nüfus cüzdanı oğlanın babasına teslim edilir. Nüfus cüzdanı varsa kızın erkek kardeşi veya bir yakını tarafından beyaz işlemeli bir mendile sarılarak gümüş tepsi içinde oğlanın babasına sunulur. Oğlan babası da nüfus kağıdına karşılık, bir miktar parayı tepsiye bahşiş olarak bırakır. Artık kız verilmiştir. Yöremizde başlık parası yaygın değildir. Nüfus kağıdı verilince kız-oğlan babası birbirlerini kucaklayarak “hayırlı olsun” dileklerinde bulunurlar. Kız tarafı erkek tarafıyla birlikte kız evinde yemek yerler. Erkek tarafından getirilen tatlı, misafirlere ikram edilir ve bu ikram çiftlerin ağzı tatlı olsun anlamına gelir. Kahveler içilir, oğlan babasının kahveler için bahşiş vermesi adettendir. Bu arada dini nikah, resmi nikah ve nişan günleri tespit edilir. Dini nikah kız verildiği akşam veya ertesi akşam yapılır. Nikah imam tarafından, birkaç şahitle yapılır. Nikah yapılırken odaya kimse alınmaz. Kilit bükülmez, düğüm atılmaz,. Ters olan şeyler düzeltilir, eller üst üste getirilmeze. Bu davranışlar evlenen çiftlerin nasiplerinin bağlanmaması içindir. Nikah dualarla, kurallara uygun olarak yapılır. Nikah kıyıldıktan sonra erkek evi tarafından getirilen şekerle nikah şerbeti ezilir. Şerbeti ezen bilge kişi “Zannetme ki gayreyler. Arif anı seyreyler. Görelim Mevla neyler. Neylerse güzel eyler.” İhlasiyle şerbeti ezer. Yapılan şerbet çiftlere aynı bardaktan içirilir. Diğer misafirlere de dağıtılır. Damat babası şerbet için de ayrı bir bahşiş verir. Bu arada nişan merasiminin günü, takılacak takılar, alınacak eşyalar üzerinde konuşulur. Bazı yörelerde resmi nikah, dini nikahtan önce yapılır.
Nişan Günü :
Nüfus cüzdanı alındığı akşam, kararlaştırılan nişan gününün eşe, dosta, akrabalara duyurulması için kırsal kesimde heybe içinde leblebi, fıstık, şeker karışımı paketler hazırlanarak veya bardaklarla ev ev dolaşılarak nişana çağırılır. Nişan töreni kız tarafından yapılır. Nişanda kız ve erkek tarafı hazır bulunur. Söz kesildiği akşam, nişan için kararlaştırılan hediyeler ve takılar oğlan tarafından kız tarafına getirilir.
Kız tarafından damada alınan hediyelerde erkek tarafına gönderilir. Geline nişan elbisesi giydirilir ve süslenir. Kadınlar tarafından ortaya alınan geline, erkek tarafından nişan yüzüğü, küpesi, saati takılır. Bazen de damatla geline aynı ortamda yüzükler kırılır, kurdelası kesilir. Kurdelanın ucundan kesilip, orda bulunan genç kızların nasipleri açılması için dağıtılır. Erkek tarafından getirilen hediyelik eşyalar, hediye edilecek kişilerin adları okunarak gösterilir.
Takıların takılış sırasında hayırlı olsun nidaları ve alkışlar yükselir. Takı töreninden sonra gelin kendisine öncülük yapacak bir arkadaşıyla kayınvalideden başlayarak, sırasıyla misafirlerin ellerini öper. Kız evi tarafından hazırlanan yemek ikramından sonra yöresel maniler söylenerek bir müddet eğlenilir. Yapılan harcamalarda erkek tarafın üzerine düşeni fazlasıyla yapar.
Düğün Töreni :
Nişan töreninden sonra sıra düğün törenine gelir. Düğün en çok sonbahara rastlar düğün törenine kız ve erkek evinden birer kişi görevlendirilir. Düğüne hazırlanmış çerez paketleriyle çağırılır. Düğün günleri genellikle perşembeve Pazar günleridir. Oğlan ve kız evinde hazırlıklar yapılır. Kız evinde birkaç gün önceden başlanarak hazırlanan çeyizler yıkanıp ütülenerek sandıklara yerleştirilir. Temizlik yapılır. Köylerde bilhassa “Düğünümüz var, evimize ekmek, yufka, siron, erişte keselim” diyerek hazırlıklar yapılır ve düğün gününe saklanır. Hayırlı olsuna gelenler tarafından yiyecek ve çeşitli eşyalar hediye olarak getirirler. Bazı yörelerde düğün evine bayrak asılır ve direğin dik durmasına önem verilir. Her iki tarafta da eğlence başlar. Gelen misafirlere çay veya yemek ikram edilir. Düğünden bir gün önce gelinin giysileri damat evinden, damadın elbiseleri kız evinden çeşitli bahşişler verilerek alınır. Bu işlemi kız ve erkeğin yakınlarından birisi yapar. Düğün salon düğünü değilse, gelin adayı arkadaşları tarafından ayrı bir odada süslenir. Damat da oğlan evinde arkadaşlarıyla beraberdir. Eğlence başlarken oğlan tarafından yengeler gelir. Bir tanesi baş yengedir. Baş yenge olan kişi her türlü espri ve şakaya dayanıklı olmalıdır. Yengelere kahve ikramı yapılır. Kahve ikram eden kişiye bahşiş verilir. Daha sonra gelin bir arkadaşıyla el öpmeye getirilir, yengelerle bütün misafirlerin ellerini öper. Gelin davetlilerle birlikte eğlenceye katılır. Gecenin geç saatlerine kadar eğlence devam eder. Bazı yörelerde yengelerle birlikte kına gecesi “tilki” lakabında bir görevli gelir. Tilki yengelerle birlikte tanınmadan eve girerse kendini kurtarır şayet tanırsa kız evinin erkekleri tarafında cezalandırılır. Örneğin para cezası verilir,suya atılır, çeşitli taklitler yaptırılır. Cezasını çekince kurtulur.
Kına Yakma :
Gecenin geç saatlerine kadar devam eden eğlence sonunda, kına yakma törenine geçilir. Erkek tarafından getirilen kına dualarla yoğrulur. Yoğurma işi manilerle devam eder.
Kınayı getir anne
Parmağın batır anne
Bu gece misafirem
Koynunda yatır anne
Kına bir tepsi içine konularak, etrafına mumlar dikilir. Gelin5-10 arkadaşıyla birlikte ilahiler söylenerek, misafirler arasında grup halinde dolaşılır.
Şol cennetin ırmakları
Akar Allah deyu deyu
Çıkmış islam bülbülleri
Öter Allah deyu deyu ilahisi ve
Yüksek yüksek tepeler ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler vb. manilerle gelini ağlatma olayı da gerçekleşir. Hazırlanan kına da ilk önce gelinin eline yakılır. Gelinin elleri özel hazırlanmış mendillerle bağlanır. Arzu eden diğer davetlilere de bu kınadan yakılır. Ertesi gün gelinin baba evinden ayrılma günüdür. Düğün sahipleri erkenden kalkarlar. Gelin adayı hazırlanır, eşyalar derlenip toplanır. Erkek tarafından gelecek misafirler için ikramlar hazırlanır. Öğle saatinde erkek tarafı davul-zurna kemençe eşliğinde düğün alayıyla birlikte kız evine hareket ederler. Kız evine geldiklerinde düğün alayıyla birlikte kız evine hareket ederler. kız evinden dünürcülere yemek ve kahve ikram edilir. Gelini almaya gelen hanımlar ayrı bir odaya alınırlar. Yanlarında kıymetli sayılacak bir kumaştan “ayak eni” denilen 4-5 metre uzunluğunda kumaş getirir ve odaya sererler. Gelin bu kumaşın üzerinden yürüyerek yengelerin elini öper.bu sırada rızıklı ve cömert olsun diye gelinin başında bir bütün ekmek parçalanır ve hayır dualarla misafirlere dağıtılır. Açıkgöz olan yengelerden biri kız evinden bazı eşyaları alır. Bu aldıklarını daha sonra geline hediye eder. Sıra gelin adayına ait eşyaların baba evinden taşınmasına gelir. Sandık çıkarma olayı, oğlan tarafından biraz pahalıya mal olur. Sandık çıkarılacağı sırada kızın erkek kardeşi sandık üzerine oturarak “sandık ağır kalkmıyor” diyerek meramını anlatır. Erkek tarafından gelinin kayınpederi veya kaynı, bahşiş vererek kızın kardeşinin gönlünü alır. Sandık çıkarıldıktan sonra diğer eşyalar erkek tarafına gönderilir. Gelin evden çıkacağı zaman baba evinde herkesle vedalaşır. Dış kapının ağzına kadar gelir. Sağ ayağı ile adım atması istenir. Bu arada kız ve erkek tarafı vedalaşırlar. Kayınpeder dualar okuyarak gelinin koluna girer ve evden çıkarır. Önceleri gelin, dünürcüler tarafından süslenmiş eğerli atlarla yola çıkarılırdı. Gelinin erkek kardeşi, gelin atının başını tutarak oğlan evine kadar kendisine eşlik ederdi. Gelin atının başına çeşitli takılar takılır, bu takılar atın sahibine kalırdı. Günümüzde gelin, baba evinden arabayla alınmaktadır.
Bu arada erkek evi zevkli bir telaş içindedir. Ailelerine yeni bir aday katılacaktır. En iyi nasıl karşılayabiliriz telaşı içindedirler. Gelin adayı erkek evine yaklaştığı zaman davul zurna daha eve gelmişlerdir. Damat adayı evin damında gelini beklemektedir. İçinde çerez bulunan bir poşeti gelinin başından saçar. O anda kalabalığın içinde bulunan çocukların sevincine diyecek yoktur. Kız tarafından gelenler “Kaynana geline kapı bahşişi olarak ne vereceksin” diye bağırırlar. Kaynana da koyun, inek, arazi, altı gibi şeyler hediye eder. Bu bahşiş gelinindir. Gelin artık damat evine gelmiştir. Kendisine eşlik eden akrabalarına oğlan evi tarafından ikramlar yapılır. Kız evinden gelenler birkaç saat sonra vedalaşarak ayrılırlar.
Akşam damadın arkadaşları ve imam dualar okuyarak, çeşitli espriler yaparak damatla gelini yalnız bırakırlar. Bazı yörelerde geline hayat boyu işten kurtulmayacağı inancıyla 3 gün iş yaptırılmaz. Gelin ve damat 3 gün evlerinde yalnız kalırlar. Yine bazı yörelerimizde gelin odasından çıktıktan sonra çocuklar dahil herkesin elin öper. Karşılığında bahşiş verilir. Bazı yörelerimizde de gelin eve gelir gelmez kucağına erkek çocuğu oturtulur ve gelin tarafından bahşiş verilir. Bu da ilk çocuğunun erkek olması anlamına gelir.
Bazı yörelerimizde gelin geldiği günün ertesinde “duvak günü” yapılır. Bu günde gelin odasına çeyizler serilir, gelen misafirlerin görüşlerine sunulur, eğlenceler düzenlenir.
Gerilik Töreni :
Kız tarafı çeyizlerden bir kısmını ayırarak oğlan evine hediye edilmesini ister. Bunlardan kime ne verileceği tespit edilir. Bohçalanır, kurdelalanır. Gelinle damat, birkaç akrabasıyla birlikte çeşitli hediyelerle baba evine giderler, anne babanın eli öpülür. Birkaç gün sonrada kız evinde hazırlanan hediyelik bohçalar erkek evine getirilir. Hediyeler sahiplerine verilir. Karşılığında bahşiş verilir. Bu sırada da küçük bir eğlence yapılır. Artık kız ve oğlan evinde dostluklar başlamıştır. Bu tören aynı zamanda evliliğin tescilidir.
Günümüzde salon düğünlerine önem verilmektedir. Gelenek göreneklerimizin bir çoğu unutulmaya yüz tutmuştur.
Askerlik :
Erkek çocukların hayatında önemli bir dönemi olan askerlik hizmeti, anne ve babalar açısından da çocuklarının vatan savunması gibi bir kutsal vazifeye katılması bakımından büyük önem taşır.
Halk arasında asker ocağı peygamber ocağı olarak kabul edilir ve askerlik hizmeti gençlerimiz için büyük kutsiyet taşır. Bunun için de gençlerimiz askere giderken bu sorumluluğun farkında olup bilinçli bir şekilde ve coşku içerisinde bu vazifeyi üstlenirler.
Yöremizde askerlik çağına gelmiş gençlerimiz askere gönderilirken askerler, aileleri ve yakın çevreleri tarafından tam bir şenlik havası yaşanır.Askere gidecek olan genç, gideceği günden birkaç gün önce akrabalarıyla eş ve dostuyla vedalaşmaya başlar. Vedalaşmaya gittiği kişiler de ona hediyeler verir. Bu hediyeler genelde askere gidene harçlık verme şeklinde olabileceği gibi askerde işine yaraması açısından çorap, mendil, iç çamaşırı, havlu hediye etme şeklinde de olur. Askere gidecek gence arkadaşları gitmeden 1-2 gün önce eğlence tertip ederler. hep birlikte coşku içinde eğlenilir. Asker evinde büyük bir telaş yaşanır. Hazırlıklar yapılır, yemekler pişirilir. Bu coşku ve telaş gencin askere gideceği gün iyice yoğunluk kazanır. Gençler ya tek tek ya da toplu olarak askere giderler. Bu askere uğurlama işine halk arasında sevkiyat denir. Sevkiyat gününde asker evinde yemek verilir, yakın çevreye yemek yedirilir. Daha sonra yöresine göre davul-zurna ya da kemençe eşliğinde (Torul ve çevresinde kemençe ile uğurlama yaygındır.) oyunlar oynanarak, coşku içerisinde askerler uğurlanır.
Bu arada gençler, arkadaşları tarafından kucaklarına alınıp havaya atılır ve “En büyük asker bizim asker” tezahüratları etrafı inletir.
Gençler kutsal bir görevi yerine getirmeye gittikleri için mutludurlar. Ama aynı zamanda otobüse binip de arkalarından sallanan elleri ve buğulu gözleri görüp ayrılığın hüznünü de yaşarlar.
Ya geride kalanlar. Onlar ayrılığın hüznünü çok daha fazla yaşayıp karışık duygular içinde olan insanlardır. Evladından ayrılan ana-baba, eşinden ayrılan yar ve babasından ayrılan çocuk artık hepsi büyük bir sabırla tezkere gününü saymaya başlarlar. Herhalde geride kalanlar içinde en fazla yükü analar taşır. Bu işin içinde gidip de gelmemek de var. Bir tarafta sevinç ve gurur, öbür tarafta hüzün.Anaların bu duygularını yöremizde söylene gelen şu mısralar çok güzel ifade eder; “Oğlan ettim yorgan kabardı. Büyüttüm yürek kabardı”
Ama analar bunca hüzün dolu duygularına rağmen, oğullarının bu kutsal görevi başarı ile tamamlayıp dönecekleri günü düşünüp mutlu olurlar.
Askere giden gençler, kutsal hizmeti bitip döndüklerinde, askere giderken kendilerine hediye veren yakınlarına ve eş dosta kına ve çerez getirir.
Böylece hayıtında bir dönüm noktası teşkil eden ve geride acı tatlı bir sürü anı bırakan bu dönemi başarıyla geçirmenin mutluluğunu yakınlarıyla paylaşır.
Bayramlar,Törenler,Kutlamalar :
Dini Bayramlar :
Unutulmaya yüz tutmuş bütün gelenek ve göreneklerimiz gibi, hatırın, gönülün, sevginin saygının, birlik ve beraberliğin, kaynaşmanın senbolü olan bayramlarımız da yavaş yavaş özelliklerini kaybetmeye başlamıştır.
Eskiden daha bayramlar gelmeden heyecanı bütün evleri sarar, herkes yoğun bir hazırlığa başlardı.Bayramlık elbiseler hazırlanır, evler temizlenir, çeşit çeşit yemekler yapılır, arefe gününün akşamı genç kızların ellerine kınalar yakılırdı.Çoğu kez bayramlık elbiselerini akşamdan giyen çocuklar geceyi uyanık geçirirlerdi.Sabahı dar bekleyen çocuklar büyükleriyle birlikte abdestlerini alarak caminin yolunu tutarlardı.Yaşlılar bayram vaazını dinlemek için erkenden saflarda yerlerini alırken gençler caminin avlusunda bir müddet sohbet ederlerdi.Bu sırada genç kızlar cemaat namazdan dönünceye kadar köy odalarını bayrama hazırlardı.
Bayram namazından sonra herkesin birbiriyle bayramlaşmasını sağlamak amacıyla camide halka oluşturulurdu.Bu halkalarda imamdan başlayıp, yaşlılardan gençlere doğru uzayan bir sıra takip edilir ve topluca bayramlaşılırdı.Bu bayramlaşma halkaları dargınların ve küskünlerin barışmalarına vesile olurdu.Ramazan bayramlarında camilerdeki bu bayramlaşma töreninden sonra köy odalarında birlikte yemeklerle dostluklar tazelenirdi.Her evden getirilen çeşit çeşit yemekler sinilerle odanın bir kenarına dizilir, gençler tarafından serilen sofralara paylaştırılırdı.En zengininden en fakirine kadar bütün kadınlar odaya gönderecekleri sütlaçları sarığıburmaları, erişteleri, sironları özenle hazırlardı.Çünkü köyün kadınları arasında keyvenilik ve hamaratlık yarışı olarak algılanırdı.Köye mezralardan bayram namazı için gelen misafirler mahalle sakinlerince özellikle kollanarak misafir odalarına getirilir, yemekler yenir, sohbetler edilirdi.Yaşlılar yemeklerini yiyinceye kadar gençler bir taraftan hizmetlerini sürdürür diğer taraftan semaverle çay demlenirdi.
Kurban bayramlarında toplu bayramlaşma töreninden sonra kurban kesme hazırlıklarına başlanırdı.Bir kaç ay öncesinden seçilen, özenle bakılan,kınalanıp süslenen kurbanlıklar tekbirlerle kesilirdi..Yaşlılar bayram arefesini oruçlu geçirdiklerinden kurban eti öncelikle onlara ikram edilirdi.Kurban etlerinden fakirlere fakirlere verilmek üzere ayrılan pay gençler tarafından dağıtıldıktan sonra kalan etler kavrulur, her evde bir bayram ziyefeti gerçekleştirilirdi.
Bayram hizmetleri tamamlanınca çocuklar ve gençler bayramlıklarını giyer, bilhassa küçük çocuklar boyunlarına bayram için dikilmiş şeker torbalarını asar, böylece bayramlaşma turlarına çıkarlardı.Yaşlıların elini öpen, bayram şekerlerini ve harçlıklarını alan çocuklara yaşlılar “El Öpenlerin Çok olsun” , “Çok Bayramlar Göresin”, “Yılda Bu Vakitlere gelesin”, “Allah Tekrarını Nasıp Etsin” gibi hayır dualarda bulunurlardı.
Bayramların sevinçle hüznü birleştiren anları mezar ziyaretlerine tesadüf ederdi.Arefe gününden başlayan mezar ziyaretleri bayram süresince devam eder, okunan Kuranlar ve dualar ölüler yad edilirdi.Acısı ve hatırası taze olan insanların göz yaşları, bayramları yasa dönüştürür, acılar ve kederler de sevinç ve mutluluklar gibi paylaşılırdı.
Köy odalarına gelemeyecek kadar yaşlı ve hasta olanlar öğleden sonra ziyaret edilir.Ölü evlerine taziyeye gidilirdi.Kendinden daha yaşlı akrabası bulunanlar camideki toplu bayramlaşmayla yetinmeyip mutlaka ev ziyaretlerinde bulunurlardı.Bayramın birinci yada ikinci gününün akşamında nişanlı erkeklerin evlerinde “gelin görme” telaşı başlardı.”oğlan tarafı” önceden hazırladığı bayramlık hediyelerle kız evine gider, büyüklerin ellerini öpen geline hediyesi verilirdi.Ziyarete gidilen her evde gelenlere ikramlarda bulunulurdu.
Kaynak:Gumushane Valiligi web sitesi




